20 Agustos 2018 Pazartesi

Kıymetli Bir Yaşam Becerisi: Zorluklarla Mücadele Ederek Onların Üstesinden Gelmeyi Öğrenme

09-08-2018 11:22 Güncelleme : 09-08-2018 18:14

Kıymetli Bir Yaşam Becerisi: Zorluklarla Mücadele Ederek Onların Üstesinden Gelmeyi Öğrenme

Öznur Çapkın - Düşünce Mektebi

Hızına ayak uydurmakta güçlük çektiğimiz, her gün önümüze dün öğrendiklerimizi unutturacak derecede hızla gelişen teknoloji hayatlarımızı büyük ölçüde kolaylaştırdı.

Kendi anne babasından çok çeken, istediği gibi bir hayat süremeyen bireyler de ebeveyn olduklarında kendi çocukları için hayatı epey bir kolaylaştırdılar.

Peki bu kolaylıkları nasıl değerlendirmeliyiz?

Teknolojinin ve anne babaların iş birliğiyle hazırladığı bu "kolay hayatın" pek çok zorluklara gebe olduğu söylenebilir. 

Doğduğumuz andan itibaren irili ufaklı pek çok zorlukla karşılaşırız. Bebekken açlık duygusu bize çok korkutucu gelir ve nasıl baş edeceğimizi bilemeyiz. Bizim için çok zor bir durumdur. İlkokula geldiğimizde önümüze koyulan harfleri ayırt etmemiz ve onları anlamlı bir şekilde okuyabilmemiz gerekir; ki bu da çok zordur. Üniversite sınavı, iş bulma süreci, kalp kırıklarıyla dolu ayrılıklar... Hayatımız boyunca türlü türlü zorluklarla "baş etmemiz" gerekir. Peki bu baş etme becerileri bize doğuştan mı bahşedilir? Hayır elbette.

Meseleyi en başından ele alırsak güzel yavrunuz minik bir bebekken en ufak bir huzursuzluğunda onu teknolojiyle baş başa bırakarak ilk kötülüğü etmiş oluyorsunuz. En ufak bir huzursuzluğu yaşamasına, ona katlanmayı öğrenmesine, onunla baş etmek için strateji geliştirmesine fırsat vermemiş oluyorsunuz. Elbette "bebeğinizi hemen doyurmayın, öğrensin açlık nasıl bir şeymiş!" demiyorum. Ama canı sıkılan yavrunuzun eline hemen bir tablet, telefon tutuşturunca onun o can sıkıntısını deneyimleme ve sonrasında kendi kendine oyun üretme şansını elinden almış oluyorsunuz. Bir bakıma yaratıcılığının da önüne geçmek bu.

Ödevini unutup son güne bıraktığında onun yerine ödevini yaparak çok kıymetli bir hayat dersini almasını engellemiş oluyorsunuz. Bu davranış tekrar ettiğinde çocuğunuza ödevini yapmasına yani sorumluluklarını kendisinin üstlenmesine gerek olmadığını, bunu onun yerine yapacak birilerinin olduğu mesajını vermiş oluyorsunuz. Ama hayatı boyunca yapması gerekenleri onun yerine yapan birileri olmayacak. Çocuğunuz bir yetişkin olduğunda ilkokulda ödevini yapmadığı için ödeyeceği bedellerden çok daha fazlasını ödemesi gereken durumlarla karşılaşabilir.

Bunu çocuğunuzu düşündüğünüz için yapıyorsunuz biliyorum. Onu olumsuz durumlardan, zorluklardan, kötülüklerden korumaya çalışıyorsunuz. Ama hayatta yalnızca mutluluk, rahatlık, kolaylık yok. Olumsuz duygular da var, aşılması gereken zorluklar da... Çocuğunuz bu zorluklarla baş etme becerisini doğduğu andan itibaren adım adım öğrenip, bir yetişkin olduğunda güçlüklerle baş edebilen kendi kendine yetebilen biri olabilecekken; istemeden de olsa bu şansını elinden almış oluyorsunuz.

Sıkıntılarla mücadele edebilmeyi öğrenmenin ilk adımı o sıkıntının nasıl bir şey olduğunu yaşamak, hissetmek! Bir yerden sonra bundan nasıl kurtulabilirim diye düşünmeye başlayabilir. Durup bir düşünün, yaptıklarınızla hayatı çocuğunuz için olduğundan çok daha fazla kolaylaştırıyor musunuz? Çocuğunuzun şimdi kolay bir yaşam sürmeye alışarak bir yetişkin olduğunda kendi kendine yetemediğini görmek mi, yoksa şimdiden zorluklarla karşılaşarak ileride ayakları yere sağlam basan bir yetişkin olduğunu görmek mi sizi daha çok mutlu eder?

Muhtemelen çocuğunuzun uzun vadede kendi ayakları üzerinde durabilen biri olmasından daha çok mutluluk duyarsınız. O yüzden bırakın şimdi hatalar yapsın, yaptıklarının/yapmadıklarının sonuçlarıyla yüzleşsin, hayal kırıklıklarıyla tanışsın. Zorluklarla baş etmeyi, sorunlarını çözmeyi böyle böyle öğrenecek.

Sevgiyle.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
 

 

 

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

ANKET - ARAŞTIRMA