20 Agustos 2018 Pazartesi

Hep Daha Fazlasını İsteyen Çocuklar!

31-07-2018 14:11 Güncelleme : 31-07-2018 19:02

Hep Daha Fazlasını İsteyen Çocuklar!

Öznur Çapkın - Düşünce Mektebi
 
Dışarıdan bakıldığında açgözlülükmüş gibi görünen ve ne yaparsanız yapın onları asla memnun edemeyeceğinizi düşündürten davranışların altında aslında ne yatıyor olabileceği üzerine kafa yoralım istiyorum bugün. Biliyorum bir etiket bulup onu birinin üzerine yapıştırmak çok daha kolay ama biz çocuklarımız ve davranışları üzerine kafa yoralım.

Örneğin çocuklarınızla temel ihtiyaçlarınızı karşılamak için bir markete gittiğinizde, durmadan her gördüklerini almak istemeleri ve verdiğiniz basit “hayır”ları anlamak istememeleri çileden çıkmanıza sebep oluyor olabilir. Ama şunu belirtmekte fayda var, ne yazık ki çocuklar ortalıkta duran tüm bu gösterişli oyuncakların ya da parlak renkli şekerlerin ve çikolataların neden kolayca alınamayacağını anlamazlar. “Ona paramız yetmiyor” , “Onu alacak paramız yok” gibi ifadeler çocuklar için belirsizdir, pek bir anlam ifade etmez dolayısıyla başınızın etini yemeye devam ederler.  

Çocuğun zihninde paranın değeri ve anlamı en erken 5-6 yaşlarında oluşmaya başlar. Bu yaşlardan küçük çocuklar için paranın değeri, nasıl kazanıldığı ve kontrollü harcanması gerektiği gibi konular tamamen muammadır. Ancak yine de anne babalar paranın sınırsız olmadığını, birçok şeyin bununla ödenmek zorunda olduğunu daha erken bir zamanda açıklamalıdır. Çünkü çocuklar söylenenleri pek fazla anlamasalar da kendilerine bir şeyler açıklanmasından hoşlanır ve önemsendiklerini hissederler.
  
Market alışverişlerindeki bu çılgınlığı daha da ileriye götüren şey ise “hayır”ların tutarsızlığıdır. Bir defa isteğini kabul ettiren çocuk neden diğerlerinde ettiremediğiyle ilgili sorun yaşamaya ve yaşatmaya başlar. Hayır demek konusunda tutarlı olmak önemlidir, ancak yine de insafsız olmaya gerek yok. Bu durumda uzlaşmaya varmaya çalışmak sorunun ortadan kalkmasına yardımcı olacaktır. Eğer kendi isteklerinin de tamamen göz ardı edilmediğini hissederlerse, büyüklerin bakış açısını anlamaları kolaylaşacaktır. Alışverişe çıkmadan önce alışveriş listesine çocuğun istediği bir şeyi eklemek, çocuğun seçmeyi öğrenmesini sağlayacağı gibi markete gidildiğinde her şeye uzanmasını da engelleyecektir. Bu konuda alışverişe çıkmadan önce çocukla konuşup anlaşmaya varmak önemlidir.
  

Bir diğer mesele ise istedikleri her şeyinkendilerine alınmasına rağmen –hatta bazen onlar istemeden bile sürekli bir şeyler alınmasına rağmen- çocukların anlaşılamaz memnuniyetsizlikleri ve bir türlü bitmek bilmeyen istekleridir. Aslında bu sorunun cevabı içinde saklı. Sevgili anne babalar üzülerek söylemek istiyorum ki çocuklarınızın her isteğini yerine getirmeniz sizin muhteşem anne babalar olduğunuzun bir göstergesi değil ve bununla orda burada övünmeniz size “Gelmiş Geçmiş En İyi Anne Baba Ödülü”nü kazandırmayacak. Göstermiş olduğunuz sınırsız cömertlikle onlara aslında kötülük etmiş oluyorsunuz.

Günümüz dünyası çocuklara tam donanımlı Barbie evleri, süper kahraman kostümleri, son model tabletleri ve en moda, pahalı kıyafetleri olmadan mutlu, güçlü ve popüler olamayacaklarını aşılar. Böyle bir ortamda içlerinde sürekli yeni istekler uyanması bir bakıma normaldir. Ancak bu isteklerin her birinin sorgulanmadan yerine getirilmesi onları bu düşüncenin doğruluğuna inandırmaktadır.  

Biliyorum çocuklarınızın her istediğini yapmanızın altında çok masum sebepler var. Çocuklarınızdan paranızı sakınmak istemiyor, sadece ve sadece onların mutluluğu için çabalıyorsunuz. Ancak bunun uzun vadedeki etkileri bu içten ve masum niyetinize zıt düşüyor. Onu mutlu edeceğini düşünerek çocuğunuzu hediyelere boğuyorsunuz. Ancak bir nesne, diğerini değersizleştiriyor. Çocuğunuz tüm bu sahip oldukları karşısında şaşkına dönüyor. Aldıklarınız karşısında sevinci tam olarak nerede başlayacak? İlk önce hangi oyuncakla oynayacak? 

Bu durumun yarattığı şaşkınlık ve beraberinde gelen memnuniyetsizliğin yanı sıra, her şeyin daha onlar istemeden en ince ayrıntısına kadar düşünülüp önlerine koyulması çocukların yaratıcılıklarını da köreltir. O zaman evde devrilen hiçbir sandalye hızlı bir yarış arabasına dönüşemez veya iç içe geçmiş çoraplar heyecanlı bir futbol maçının bir parçası olamaz.

Bazen de çocuklarıyla çok fazla ilgilenemeyen anne babalar bu durumun bir telafisi olarak, biraz da vicdanlarını rahatlatmak için çocuğu hediyelere boğma yoluna başvururlar. Çocuklar da asıl istedikleri şeye, yani anne babalarının ilgisine kavuşamadıkları için sürekli istemeye devam ederler. 
  
Kısacası açgözlülük bazen üstü kapalı bir “ilgi görme isteğinin” ifadesi olabilir. Eğer çocuğunuzun açgözlü olduğunu düşünüyor ve bundan yakınıyorsanız onunla gerçekten yeteri kadar vakit geçirip geçirmediğinizi sorgulamanızda fayda var. Aslında bu sorgulamayı çocuklarımızla ilgili yakındığımız her durumda yapmakta fayda var. Çünkü belirli bir yaşa kadar çocuğun en fazla etkileşimde bulunduğu sosyal çevre aile ortamı, dolayısıyla anne babası. Belki de her ay maaşınızın yarısını bırakıp çıktığınız oyuncak dükkanlarını bir yana bırakıp, çocuklarınızla oyun oynamak için ayıracağınız birkaç saat çok daha iyi olabilir. Çocuğunuz için, sizin için ve pek tabii cebiniz için de. 

Önümüzdeki ay işler biraz durulsun da, şu hafta bir bitsin de, bugün çok yoruldum bugünü bir atlatayım da değil. İşte tam da şu an telefonu veya bilgisayarı elinizden bırakıp, çocuklarınızın dünyasına giriş yapmak için harika bir zaman!

 
 
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
 
 

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

ANKET - ARAŞTIRMA