15 Temmuz 2018 Pazar

Kadın Kısmının Asıldığı Nerde Görülmüş!

09-07-2018 00:21 Güncelleme : 09-07-2018 00:26

Kadın Kısmının Asıldığı Nerde Görülmüş!

Mehmed Mazlum Çelik - Düşünce Mektebi

Erzurum hükümet konağı önündeki kalabalık iyice büyümüştü.

Uğultular iyiden iyiye bağırış ve çağırışlara dönmüştü.

Edilen küfürler de net bir şekilde anlaşılıyordu artık.

Kalabalık içinden bir kişi Erzurum soğuğu ile buzlaşmış çamurun içinden çekip çıkarmayı başardığı taşı hükümet konağına doğru fırlattı.

Arkasında bulunanların taşları sicim gibi fırlatması da uzun sürmedi.

Kalabalığın öfkesi tezahürat ve taşlara karışmış başta Gazi Paşa olmak üzere tüm devlet erkanına edilen hakaretler Cumhuriyet’in adanmış subay ve bürokratlarının önünde cereyan ediyordu.

Tüm bu öfke seline namı-ı diğer “Şapka Kanunu” sebep olmuştu.

Erzurum ahalisi uçurumun kenarına kadar gelmiş devlete isyan etmek üzereydi.

Bu kanuna muhalefet eden diğer şehirlerin başına gelenleri iyi bilen Erzurum ileri gelenleri araya girerek öfkeli kalabalığı yatıştırmayı başarmıştı. Aksi halde zalimliğiyle nam salmış Tatar Hasan Paşa’nın zulmünden Sarı Paşa’nın kendisi dahi gelse Erzurum gurebasını sakınamayacağını gayet iyi biliyorlardı.

Kalabalık bir şekilde yola getirilmiş, şehir sonunda rahat bir nefes almıştı. Dağılan grupların içerisinde hırsını alamamış, hükümete olan öfkesini kusmayı bir türlü başaramamış kişiler böylesi bir fırsatın kaçmasına hayli içerlemişlerdi.

Şöhret bacı bir dul kadın,

Bir ulu çınardı

Durmuş karşısında yokluğun

Ne sıtmaya ne yokluğa verecek sıbyanı yoktu!

Çarşıya dolan kalabalık bıkkındı. Hıncını alamamıştı. İçlerinden bir akl-ı evvel Şöhret Bacı’ya yaklaştı:

“Bacı bilmez misin olanları(?) Senin veledleri de tevkif etmişler! Vay ki hallerine bacı! Şimdi kim ala bu gavur hükümetin ellerinden onları?”

Şöhret Bacı için zaman durmuştu.

Cılız bir inilti kulaklarında uzun uzun uğulduyordu. Şöhret her şeyi bıraktı, küçük şal tezgahını dahi kimseye emanet edemeden olağan hızıyla hükümet meydanına vardı.

Ortalık sükûn kesmişti.

Birazdan evlatlarını isteyen öfkeli bir ananın nidaları tüm Erzurumu kuşatacaktı.

“Yere bata kanunuz!”

“Yere bata inkılâplarınız!”

“Gâvurlar, verin hele yavrularımı!”

Tatar’ın bu kadarına sabredecek dermanı yoktu. Tiz elden Şalcı Şöhret tutuklandı. Onun peşinden tutuklamalar birbirini izledi. Olaylar büyüdü tüm isyan, zulmüyle meşhur dönemin adalet bakanı Mahmut Esat’ın kulaklarına kadar gitti. Erzurum’da olağanüstü hal ilan edildi. Mahmut Esat’a sadakati ile bilinen Savcı İbrahim Esem bölgeye gönderildi.

Çok sürmedi, Şöhret Bacı ve diğer tutuklular mahkemenin huzuruna çıkartıldı. O, amelleri fevri de olsa kanuna mugayir herhangi bir niyeti olmadığı analık içgüdüsüyle hareket edip hata ettiğini uzun uzun anlattı.

Karşısındaki mahkeme heyeti sinirleri alınmış, ne kadar çok adam asarsa heybesini o kadar çok “aferinler” ile dolduracağına iman etmiş her dönemin müzmin eyyamcılarından müteşekkil idi.

Mahkeme savunmaları dahi doğru dürüst almadan kararı hükmetti: İdam!

Bu karar Şalcı Şöhret Bacı için de geçerliydi.

İşte bu karar üzerine ayağa kalktı şöhret bacı, rejimin Erzurum çamurunda didinen izzet-i nefsini çarıklarıyla iyice ezerek şöyle seslendi eyyamcı başı İbrahim Esem’e:

“Lan kavat, kadın kısmının idam edildiği nerede görülmüştür!”

Astılar şöhret bacıyı!

Hem de bir kadını siyaseten katletmenin ne kadar aşağılık bir tarz-ı siyaset olduğunu bildiklerinden başına çuval geçirerek çıkarttılar darağacına.

Şöhret bacının sıbyanları artık yetim değil, bir de öksüz kalmıştı.

Şalcı Şöhret Bacı’nın hikâyesi yıllarca saklandı, hasıraltı edildi. Ta ki birgün Süleyman Demirel yarım ağızla CHP’ye karşı bunu dile getirene kadar.

Şalcı Şöhret Bacı Kemalist rejimin idam ettiği ilk kadın mazlum olarak tarihin tozlu sayfalarında yerini aldı.

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

ANKET - ARAŞTIRMA