18 Temmuz 2018 Çarşamba

Didi İçip Diriliş İzleyen Vatandaş Muharrem İnce’ye Oy Verir Mi?

07-07-2018 12:41 Güncelleme : 07-07-2018 13:28

Didi İçip Diriliş İzleyen Vatandaş Muharrem İnce’ye Oy Verir Mi?

Ömer Kaya - Düşünce Mektebi

“Ne alaka?” diyebilirsiniz.
 
Didi’ nin, Diriliş Ertuğrul’ un, Starbucks ve Dunkin Donuts’ ın Haziran 2018 seçimleriyle ne alakası var?
 
Pazarlamacılar, tüketicilerin satın alma kararını etkileyen faktörler arasında şu 4 maddeyi sıralar
 
• Kültürel faktörler,
 • Sosyal faktörler,
 • Kişisel faktörler,
 • Psikolojik faktörler
 
Siyasete gelince buna ‘ideolojik faktörleri’ de ekleyebiliriz, lakin ideolojik faktör muhtemelen bu 4 maddenin birleşimiyle oluşacaktır.
 
Peki “Tüketici davranışları” ile “Seçmen davranışı” arasında bir ilişki kurulabilir mi?
 
Son zamanlardaki tüketim trendlerinin seçim sonuçları hakkında bir ipucu verdiğini fark edince bu konuyu biraz araştırmaya karar verdim.
 
National Public Radio’da Target Point Araştırma Şirketi’nden Alex Laundry ile röportaj yapan Scott Hursley onun şu görüşünü aktarıyor:
 
“Politikacılar mesajlarını kabul etmeye meyilli seçmeni tanımlamak için alışveriş alışkanlıkları üzerinde giderek artan çalışmalar yürütüyorlar. Mitt Romney’in kampanyası için çalışan TargetPoint Araştırma Şirketinden Alex Lundry şöyle diyor: Hangi kahveyi içtiğiniz sizin oy alışkanlığınızı göstermek için tek başına yeterli değildir. Ama bu büyük bir pazılın parçalarından biridir.”
 
*https://www.npr.org/templates/story/story.php?storyId=89225418
 
Aynı makalede Hursley, 2008 yılında demokratlar arası mücadeleden bahsederken
 
“Hilllary Clinton ile Barack Obama arasındaki mücadele bazen Starbucks ve Dunkin Donuts demokratları arasındaki çekişmeye indirgenebiliyor. Adaylar, bu politik gruplar hakkında iş dünyasından ne öğrenebilir?” diyor.
 
Ne öğrenebiliriz bir bakalım;
 
Tüketici davranışları ile seçmen davranışı arasındaki benzerliğe ve birbiriyle olan ilişkisine dikkat çekmiştik. Özellikle bahsettiğimiz trend kavramı buradaki anahtar kelimelerden.
 
Erdoğan’ın son dönem söylemleri Yerli ve Milli vurgusu üzerine yoğunlaşmıştı. Bunun tüketici davranışlarındaki yansımasına bir bakalım. Veya tüketici davranışının siyasetteki yansımasına…
 
Coca Cola’nın kuru fasulye- pilav ile birlikte sunulmaya başlanması bu yerli ve milli trendin tüketici alışkanlıkları üzerindeki bir göstergesi midir?
 
Ya Didi? Piyasaya girdiği gün Lipton Ice Tea’nın tahtını sallayan bu yerli ve milli içecek pazardaki payını giderek artırdı. Farklılaştığı nokta sadece yerli ve milli olması değildi tabi. Hacim artışına giden DiDi aynı fiyata daha fazla soğuk çay vadetti. Bedava kek ve çayın sebebi hikmeti bununla birlikte okunursa daha iyi anlaşılabilir sanırım.
 
Buna karşılık Lipton Ice Tea ne yaptı? Kendi marka konumuna yakın bir reklam yüzü ile yerli ve milli öğeleri ön plana çıkarmaya başladı.
 
 
Hem brutal vokalle isyanın dibine vuran, hem Demedim Mi ilahisi ile gönül tellerimize dokunan, hem de arabesk şarkıları yorumlaması ile acılarımızı modernize eden, aynı zamanda seküler, aynı zamanda festivallerin aranan adamı, aynı zamanda herkesin sevgilisi olan Hayko Cepkin ile anlaşarak onu kâh iftar sofrasında bir dede, kâh nikah masasında memur, kâh deniz kenarında bir sörfçü eyleyip nalına da mıhına da vurdu. Lipton Ice Tea reklamlarında kullanılan Of deme Oh de şarkısının orjinalinin Lambaya Püf de isimli Anadolu ezgileriyle bezeli bir Barış Manço şarkısı olduğunu da ayrıca not düşelim. Evet, Anatolian rock.
 
Televizyonda Milliyetçi Trend
 
İsimsizler, Söz, Savaşçı, Börü…
 
Son dönemin militer — milliyetçi dizileri. Yüksek reytingler aldılar, çok konuşuldular ve oyuncuları hatırı sayılır hayran kitlesine ulaştı. Oldukça politik bir topluma sahip ve terörle mücadele eden bir Türkiye’de anlaşılır olan bu durum bize televizyon seyircisinin, dizi tüketiminin de ne durumda olduğu hakkında bilgi veriyor.
 
Diriliş Ertuğrul Dizisi burada ayrı öneme sahip. Nerdeyse yayınlandığı her gün liderliğe oturan Diriliş Ertuğrul, Milliyetçi muhafazakâr trendi ayan beyan ortaya koyuyor.
 
Dijital Trendler
 
Trump’ın kazandığı seçimlerde Google Trends çok konuşulmuştu. Google Trends verilerinde önde olan başkanlığı göğüslüyor. 24 Haziran seçim günü Cüneyt Özdemir Youtube kanalına konuk olan Gani Müjde bu durumdan bahsetti ve Google trends takibini kullanarak televizyonda iyi sonuçlar aldığını söyledi. Oysa ki seçim sonuçları konusunda yanılmış, trendsteki yıllık ortalamayı gözden kaçırmıştı. Gani Müjde trendse bakıp Erdoğan’ın aleyhine bitecek kanısına vardığını söyledikten sonra Trends’i kontrol ettiğimde, yıllık ortalamada Erdoğan’ın 1.ci Muharrem İnce’nin 2.ci ve Meral Akşener’in 3. Olduğunu görmüştüm.
 
Google Trends bu anlamda sadece siyasetçi isimleri taranarak değil, ürün, ünlü, dizi-film, kavram vb. birçok araç da tarandığında tüketicinin, seyircinin veya seçmenin ne eğilimde olduğuyla alakalı bize daha iyi sonuçlar verebilir.
 
Örneğin Trends’te yaptığımız “Milliyetçilik” kavramının taramasında 19 Mayıs 2018’den itibaren düşüşe geçen milliyetçiliğin 10 Haziran’dan 23 Haziran’a kadar tekrar pik yaptığını görüyoruz. Ki sonuçları ele aldığımızda, bu, kavramı en çok sahiplenen siyasi partiye, MHP’ye yaradı.
 
Sosyal Medya trendlerini de es geçmemek gerekiyor. Dijital trendi anlamak için sosyal medyada ne konuşulmuş, ne paylaşılmış, kim ne kadar takip edilmiş bunu iyi tespit etmek lazım.
 
Alışveriş Trendleri
 
Alışveriş trendleri, bahsettiğimiz tüketici davranışı, dolayısıyla seçmen davranışı hakkında fikir sunuyor.
 
Son zamanlarda her yerde gördüğümüz Göktürkçe yazılı Tişört, bere veya araba camlarına bakınca MHP’nin aldığı oya şaşırmamak gerek.
 
Bununla birlikte insanlar ne yiyip ne içiyor, market alışverişini nerden yapıyor ve nereden giyiniyor sorularını da soralım. Belki de seçim anketlerine buna yönelik sorular eklenmelidir. Sadece sosyolog ve siyaset bilimcilerle değil, pazarlama uzmanlarıyla da çalışıp seçmenin tüketici davranışlarını daha yakından tanımak gerekiyor.
 
E yani ?
 
Tüketici ve seçmen davranışlarında rasyonel kararlardan ziyade duygusal kararlar ön planda, bunu biliyoruz. Bunun içindir ki birçok marka “İyi Hissetme”ye ve “Mutluluk”a vurgu yapıyor.
 
Tüketici, izleyici davranışı ile seçmen davranışı arasındaki benzerliği dikkate aldığımızda hangi duyguya yatırım yapılması gerektiği daha iyi anlaşılabilir. Bu duygulara yatırım yapan kazanır.
Sembol olmuş veya trend olan ürün ve hizmetler varsa siyasetçiler bu ürün ve hizmetler ile daha fazla yan yana gözükebilir. Bunu, mitinge gittiği memleketin takım atkısını boynuna takmak gibi düşünelim. Örneğin, o dönemin trend yiyeceği tavuk dönerse siyasetçinin tavuk dönerli fotoğrafları seçmendeki aidiyet duygusunu güçlendirecektir.
 
Yeri gelmişken, yazının başında bahsi geçen Donut mevzusuna referansla, Obama’nın sık sık Donut ile poz verdiğini ve 2012 seçimlerinden yaklaşık 1 ay kadar önce itfaiyecilere yaptığı Donut’lu ziyareti hatırlayalım.
Bazı Sorular (?)
 
Peki ya rakiplerin trendi takip etmesi o trendin asıl sahibine mi, yoksa onu taklit eden rakibine mi yarar?
 
Ice Tea’nin de kendi reklamlarında yerli milli öğeleri ön plana çıkarıyor olması Didi müşteri kitlesini Ice Tea almaya yönlendirir mi?
 
Veya seçmen ve tüketici davranışı arasındaki fark, bu gibi kararlarda mı ortaya çıkıyor?
 
Yoksa, Ruşen Çakır’ ın da dediği gibi “Erdoğan’ ın tek adamlığına karşı Muharrem İnce’ nin tek adamlığı” Erdoğan’ ın kendi kitlesini daha iyi konsolide etmesini mi sağladı? Bu sorunun cevabını da kebapçı örnekleri üzerinden şu yazıda bulmaya çalışmıştık: Erdoğan’ a Karşı Erdoğan’ ın Zaferi Mümkün Müydü ?
 
Taklitler aslını yaşatır. Trendleri takip etmek Üst Dalgayı beslemek olabilir mi? Dip Dalga bu yüzden mi henüz ortaya çıkamamıştır? Cumhurbaşkanlığı yarışındaki en güçlü diğer adayın üslup ve tarz olarak farklılaşmaması çakma Erdoğan görüntüsü almasına sebep olup, trendin asıl sahibine olan ilgiyi artırmış olabilir mi?
 
Ali Sabancı’ ya, Pegasusla ilgili, THY gibi büyük bir oyuncu varken nasıl bu sektöre girdiği sorulduğunda şu minvalde bir cevap vermişti.
 
“Ben zaten THY’ye güvenerek bu sektöre girdim.”
 
Yaptığı şey THY’nin yapmadığını yapmaktı.
 
Steve Jobs, Elon Musk, Henry Ford’u hatırlayalım.
 
Belki de kendi trendini yaratmak o dip dalgayı daha yukarılara çıkaracaktır…

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

ANKET - ARAŞTIRMA