18 Temmuz 2018 Çarşamba

AK Parti MHP’ye mecbur mu?

06-07-2018 10:35 Güncelleme : 06-07-2018 10:43

AK Parti MHP’ye mecbur mu?

Oral Çalışlar - Posta

MHP'nin genel af talebi, AK Parti tarafından kabul görmedi. Ayrıca Alaattin Çakıcı'ya geniş bir ziyaretçi sağlayan düzenlemeyi yapan Kırıkkale Başsavcısı daha düşük başka bir göreve tayin edildi. Bahçeli buna da tepki gösterdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğer bir değişiklik olmazsa, seçim kampanyası sırasında söz verdiği gibi, önümüzdeki günlerde OHAL'in uzatılması için Meclise başvurmayacak. MHP’nin ise OHAL'in devamından yana bir tutum içinde olduğu, parti yöneticileri tarafından açıklandı. Seçimlerden kısa süre önce, Bahçeli, "AK Parti bize mecbur" diyerek bir çıkış yapmıştı.

Seçimlerin hemen ardından, "Türk milleti MHP’yi TBMM’nin hem kilit partisi yapmış hem de denge ve denetleme görevini vermiştir." dedi.

MHP ile ittifak sayesinde

24 Haziran seçimlerinde AK Parti ve Tayyip Erdoğan, kritik eşiği MHP seçmeniyle aştı. Eğer bu destek olmasaydı Türkiye bugün bambaşka bir tabloyla karşı karşıya kalabilirdi.

MHP bu nedenle "kilit partiyiz"i vurguluyor.

Öte yandan, yeni sistemde Cumhurbaşkanının konumu farklı. Hükümet kurulurken, Meclis onayına ihtiyaç yok. “Meclisin hükümeti güvensizlik oyuyla düşürmesi” gibi bir yol,yeni sistemde yok. Meclisin denetim imkanları sınırlı. Parlamenter rejim olsaydı şu an büyük olasılıkla koalisyon pazarlıkları içinde olacaktık. Örneğin, hükümetin ortağı olabilecek bir MHP, sayısal olarak, hükümeti bozma gücüne erişebilecekti. Her durumda MHP’nin hareket alanı daha geniş olurdu.

Yeni sistemin farklılığı

Yeni sistemde denetleme ancak çıkarılacak yeni kanunlar üzerinden yapılabilecek. Bunun için, Cumhurbaşkanının, pratikte bir koalisyona ihtiyacı bulunmuyor.

Bir kanunun çıkarılması gündeme geldiğinde, diyelim ki iktidar MHP ile anlaşamadı. AB uyum yasaları konusunda görüş farkı oluştu... O zaman iktidar diğer partilerden birine başvurabilir. O partinin programına uygunsa, kanunlar çıkarılabilir. Tabii pratikte buna da gerek kalmayabilir. Muhalefetin oturumlarda vereceği “fire”ler, Cumhurbaşkanının istediği kanunu çıkartmasını sağlamaya yeterli olabilir.

Artık Cumhurbaşkanının eli güçlü. Değişik nitelikte kanunları, farklı partilerle anlaşarak, hatta belki buna da tam olarak gerek kalmadan, yürürlüğe sokabilecek.

Bütün bunları henüz birebir görmedik. İlişkilerin nasıl gelişeceği, yeni sistemin nasıl işleyeceği henüz bilinmiyor. Yaşayarak göreceğiz.

Peki, demokratikleşme, basın özgürlüğü, yargı bağımsızlığı, kuvvetler ayrılığı gibi evrensel hukuk devleti ölçüleri bu yeni sistemde ne ölçüde hayat bulabilecek?

Asıl sorun burada.

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

ANKET - ARAŞTIRMA