15 Temmuz 2018 Pazar

Malcolm X... Araya araya bulunan İslam

06-07-2018 09:39 Güncelleme : 06-07-2018 09:43

Malcolm X... Araya araya bulunan İslam

Bazı insanlar vardır ki onlar yayda gerili duran uçları sivri ve değdiği yeri mutlaka deşen keskin bir ok gibidir. Bu insanların kimlikleri ne olursa olsun, savundukları dava ne olursa olsun, bunlar tarihin uygun bir zamanında harekete geçerler ve bu hareket kısa bir zamanda paradigmaları yıkan, mevcudun çirkin yüzünü gösteren bir eylemin adı olur. Muhammed Ali böyle biridir mesela. Nelson Mandela keza ya da Mahatma Gandi

Bir model olarak Malcolm X

El-hac Malik el-Şahbaz yani Malcolm X de bunlardan biridir.

Malcolm, ABD ve ABD’nin şahsında tüm bir Batı dünyasının gerçek yüzünü ortaya çıkaran bir Müslüman’dır öncelikle. Ama o sadece bundan ibaret değildir. Malcolm, bunlardan daha öte bir şeydir. O, yaşadığı toplumun kurulu düzenindeki haksızlığı görüp buna isyan eden herkesin kendinden bir şeyler görebileceği bir modeldir aynı zamanda.

Mesela Malcolm, ‘Beyaz Batılı Efendi’nin ‘Siyah Köle’ye hiç de medeni olmadığını, insan hakları denen şeyin aslında bir illüzyon olduğunu hatırlatan bir aynadır.

Mesela Malcolm, her düşünce ve inanca tahammülü olduğunu söyleyen ‘Hristiyan Beyaz Batılı’ya olan bitenin gerçekte hiç de böyle olmadığını hatırlatan bir Müslümandır.

Mesela Malcolm, Elijah Muhammed gibi ‘tuhaf’ bir İslam’ı savunan birine karşı sahih İslam’ı savunan güzel bir Müslümandır.

Malcolm düşünen, inanan, sorgulayan herhangi birinin kendinden bir parça bulabileceği bir Müslümandır kısacası.

Araya araya bulunan İslam

Malcolm, okumaların adamıdır aynı zamanda. Mahkûmiyetini sürdürdüğü cezaevinin kütüphanesinde okuyarak İslam’ı bulandır o. Ama bu da yetmez ona, muhatap olduğu İslam’ın nasıl bir İslam olduğunu sorgulayıp sahih İslam’ın peşinden giden bir hakikat yolcusudur aynı zamanda.

Bu kadar olumlu vasıflara sahip olan Malcolm X, iyi bir hatiptir aynı zamanda. Bilmektedir ki yol, yolcusuz olmaz ve her yolcunun yoldaşları olmalıdır. Malcolm, yol arkadaşlarını bulmak için yola koyulan ve onları bulandır da.

Toplumu harekete geçiren bir önder

1925 yılında başlayıp 1965 yılında biten kısacık ömründe Malcolm X, bulunduğu her topluluğu (Hak veya batıl olsun, fark etmez) harekete geçirebilme yeteneğine sahip olabilmiştir. Ona bu yeteneği kazandıran birçok melekesi vardır ama bunların en önemlilerinden biri kuşkusuz hitabet yeteneğidir.

‘Biraz Aksiyon/Rahat Durmayacağız’, Malcolm X’in bazı konuşmaları ile onunla yapılan bazı mülakatların derlendiği bir kitap. Kitapta ‘Derleyen ve Çeviren’ sıfatıyla imzası bulunan Burak Özler, derli toplu, iyi bir çalışma çıkarmış ortaya.

Toplam on yedi konuşması/mülakatı var Malcolm’un bu kitapta. Elbette ki bu konuşmalar, onun tüm konuşmaları değil, bunu not düşmekte yarar var.

Kulübesindeki Tom Amca aslında kimdir?

Malcolm X’in toplum karşısına çıkıp onları etkilemeye başladığı yıllar, 1960’lı yılların başıdır. İlk konuşmalarında topluluğun karşısına çıkıp onları harekete geçirmeye hazır bir liderden çok, diğer liderleri takdim edip hem içinde bulunduğu topluluk adına hem de kendi adına onlardan bir şey talep eden bir cemaat üyesi edasındadır bu konuşmalarda Malcolm. Bu da normaldir çünkü hem kafasındaki fikirler tam oturmamıştır henüz hem de kendi gücünün farkında değildir tam olarak.

Fakat bu durum bile ondaki sağlam mantık örgüsünü, hayat perspektifini ve sorgulayıcı kimliği görmemize engel değildir.

Mesela Malcolm, lidere körü körüne itaat eden biri değildir. Onun sorgulamalarından liderler de nasibini alır.

1960 yılında inanç ve ideoloji farkı gözetilmeksizin tüm siyahîleri kapsayacak şekilde yapılan Harlem Özgürlük Mitingi’nde liderlere hitaben “(…) Fakat samimiyetlerini kanıtlamak ve siyah halkın desteğini alabilmek için bu liderler ilk olarak korkusuzluklarını, zekâlarını ve kendi aralarında bir olduklarını göstermek zorundadırlar.” (s.17) diye seslenmekte, bu şekilde onları uyarmakta ve bu uyarıya dozajı hayli yüksek “(…) Beyaz adamın bizim adımıza özene bezene seçtiği liderleri istemiyoruz. Daha fazla Tom Amcaistemiyoruz.” (s.17) cümleleriyle devam ederek bu uyarıyı neredeyse tehdit seviyesine yükseltmektedir.

Hangi özgürlüğü talep etmeli?

Yine aynı konuşmada Malcolm, sık sık siyahîlerin özgürlüğüne atıfta bulunmaktadır. Ama bu atıflarda ve özgürlük taleplerinde farklı bir yön de vardır. Malcolm, sadece özgürlük talep etmekle yetinmez, bunun nasıl bir özgürlük olması gerektiğini de kendisi belirler. Bu özgürlük adalet, eşitlik ve toprağa sahip olmayı da kapsayan bir özgürlüktür. Bu özgürlük kendi okullarını, kendi işyerlerini, kısacası kendi sistemlerini kurmayı da kapsayan bir özgürlüktür ve işte tam da bu yüzden Malcolm X, tüm liderleri Tom Amca örneğini vererek uyarmaktadır hiç çekinmeden. Bu liderleri, beyaz adamın taleplerine kulak kesilen birileri olduklarında toplumun kendilerine Tom Amca gözüyle bakacaklarını söyleyerek uyarır. Aynı konuşmada Malcolm’un Tom Amca’yı ‘ispiyoncu’ sıfatıyla tarif ettiğini de ekleyelim.

Malcolm sadece siyahî kanaat önderlerine uyarıda bulunmaz, bunun dışında konunun asıl muhataplarına da seslenir. Bu seslenişin dozajının nasıl olduğunu ve hangi talepleri içerdiğini, Malcolm’un ‘köle efendi’ olarak isimlendirdiği beyazlara “Şu yeryüzünde, beyaz adam bu ulusu inşa etmeden evvel neye ihtiyaç duyduysa ona sahip olmaktan başka hiçbir şey istemiyoruz… kendimize ait bir toprağımız olmalı!” (s.20) nidasında görürüz.

Mekke’de yaşanan dönüşüm

Malcolm X’in yaşadığı dönemde, ABD’deki siyahî hareketlerin hemen hepsinde, dozajı azalıp artmakla beraber, ırkçı bir ton bulunduğunu belirtmek gerek. Bu durum “Müslüman” sıfatını taşıyan hareketler için de geçerlidir. Malcolm X de belli bir zamana kadar bu düşüncelerin peşinde koşuyordu ister istemez. Onun ufkunu açıp sahih İslam’la tanışmasına yol açan şey, diğer ülkelere yaptığı seyahatler ve özellikle de her renk ve her ırktan insanın kardeşliğine şahit olduğu Hac ziyaretidir. Hac, bir Müslüman olarak Malcolm’un yeniden doğmasıdır denebilir.

Hac’ta yaşadıklarını iki farklı mektupta anlatır Malcolm. Her iki mektup da birbirine çok benzer. Her ikisinde de şaşkınlık duygusu galebe çalar. Düşünce ise çok azdır bu mektuplarda. Ama bu mektuplarda pek düşünce olmasa bile, Malcolm’un sonraki hayatı bu duygularla beslenen düşüncelerle örülecektir.

Bu mektuplarda pek çok önemli şey var ama bunların en önemlisi Malcolm’un ABD’ye yaptığı “(…) Amerika’nın İslam’ı anlamaya ihtiyacı var, çünkü toplumundan ırkçılık belasını söküp atabilecek tek din budur.” teklifidir. ABD’nin kendine özgü bir din ve kendine özgü bir peygamber anlayışı olduğu hesaba katıldığında, bu teklifin önemi daha da iyi anlaşılır. Çünkü diğer dinler ABD’nin bu ayıbını yüzüne vurmamakta ve bu da ABD’lilerin haksızlıklarına manevi meşruiyet sağlamaktadır. (s.109)

Gözleri mavilerin en mavisi, saçları sarıların en sarısı olan kardeşlerim

Malcolm, artık yitirdiğimiz o ‘hayret’ duygusunu Hac’ta şiddetle yaşamakta ve bunu neredeyse çocuksu bir sevinç ifadesiyle satırlara dökmektedir. Malcolm için Hac, dini bir vecibedir öncelikle ama bunun da ötesinde tüm ‘beyaz’ların efendi kompleksi içinde olmadığını görüp yaşadığı yerdir. Hac farizasını yapan başka renkten Müslümanların, kimsenin rengine bakmadan ‘yürekten ve hakiki’ bir kardeşliği yaşamaları, Malcolm’un ilk kez tanık olduğu bir şeydir. Bu tanıklığı “(…) Müslüman dünyada geçen on bir gün boyunca gözleri mavilerin en mavisi, saçları sarıların en sarısı, tenleri beyazların en beyazı olan Müslüman kardeşlerimle aynı Tanrı’ya ibadet ederken, onlarla aynı kaptan yemek yedim, aynı tastan su içtim, aynı döşekte, aynı hasırın üzerinde uyudum.” cümleleriyle aktarır.(s.110)

Kitapta, bir siyahi Müslüman olarak Malcolm X’in yaşadığı ülkedeki mücadelesine şahit oluyoruz ağırlıklı olarak. Bunun yanında Malcolm’un medeniyet, demokrasi, oy gibi kavramlara ne gözle baktığını, bunların ne anlam ifade ettiğini de satır aralarından okuyoruz.

Kitabın tümü satır satır okunmalı elbette ama zamanı az olanlar üstte adları geçen metinlere ek olarak “Mermi Yahut Oy Pusulası” başlıklı metni de okumalı mutlaka.

Kaynak: Dünya Bizim

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

ANKET - ARAŞTIRMA