18 Temmuz 2018 Çarşamba

Erhan Afyoncu: Devletin yapılandırılması iki asır önce kolay olmamıştı

01-07-2018 11:23 Güncelleme : 01-07-2018 11:34

Erhan Afyoncu: Devletin yapılandırılması iki asır önce kolay olmamıştı

II. Mahmud’un reformları 500 yıllık Osmanlı imparatorluğu’nun klasik yapısını tamamen değiştirmiş ve devleti yeniden yapılandırmıştı. Ancak bu yapılandırma sırasında zaman, mali kaynak ve yetişmiş insan eksikliğinden çok sıkıntı çekmiştik

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle birlikte devlet yeniden yapılandırılıyor. Biz böyle bir yapılanmayı yaklaşık iki asır önce II. Mahmud ve Tanzimat döneminde yapmıştık.

TANZİMAT'IN ÖNCÜSÜ
İkinci Mahmud Osmanlı İmparatorluğu'nun yapısını tamamen değiştirmiş bir padişahtır. Batılılaşma gerçek manada İkinci Mahmud döneminde başlamıştır. Hükümdarlık dönemi o kadar yoğun geçmiş ve hükümdarı yıpratmıştı ki "gaile-i saltanattan usandım" demişti.
Merkezi otoritenin güçlendirilmesi ve yeniden yapılandırılması Sultan Mahmud döneminin karakteristik özelliğidir. 1826'da Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasından sonra askeri reformlar yapıldı. Uzun süre iç ve dış güvenlik meseleleriyle uğraşıldı. Hükümdarın saltanatının sonlarına doğru ancak fırsat bulunup, idari yapıda önemli değişiklikler yapıldı. Geleneksel kurumlar Avrupa modelinde yeniden teşkilatlandırıldı.
Ali Akyıldız ve Yüksel Çelik'in bu konudaki çalışmalarından yapılan reformlar hakkında teferruatlı bilgi öğrenilebilir. Ali Akyıldız, Tanzimat döneminde yapılanların II. Mahmud'un reformlarının ayrıntıları olduğu ve Tanzimat Dönemi'nin başlangıcının da Sultan Mahmud dönemi olduğu görüşündedir.



YAŞANAN SIKINTILAR
Reformlar planlı, programlı olarak değil de kısa vadeli sonuçlar düşünülerek çok hızlı yapıldığı için bazı kurumların işleyişinde sıkıntılar çıktı ve bu yüzden birçok defa yeni düzenlemelere gidildi. Hem II. Mahmud, hem Tanzimat, hem de sonraki dönemlerde defalarca yeni kurumlar kuruldu, lağvedildi, başka yerlere bağlandı. Birleştirildi, ayrıldı, tekrar müstakil olarak kuruldu. Devlet adamlarının kendi düşüncelerine göre devleti şekillendirme istekleri yüzünden liberal ve muhafazakâr kanat arasında nüfuz mücadelesi meydana geldi. Bu mücadele sürece darbe vurdu. Devlet işleyişindeki teamül ve alışkanlıklar ortadan kalktığı ve yenileri de hemen oluşmadığı ve dirençle karşılaştığı için birçok aksaklıklar meydana geldi. Yeni devlet yapısının oturması çok uzun bir zaman aldı.


II. Mahmud reformlarını yaparken Pertev Mehmed Said Paşa ve Hüsrev Paşa ön plandaydılar. Bazı konular meşveret meclisinde tartışıldı, bazıları ise anlık olarak karara bağlandı.
Sultan Mahmud, sadrazamlığı başvekâlete dönüştürüp, müstakil bir makam olmaktan çıkarıp, bir nezarete ilâve suretiyle idaresini kararlaştırmıştı. Başvekâlet, nezaretleri yönetmekten ziyade koordinasyonu sağlayacaktı. İlk başvekil dahiliye nazırı olmuştu. Ancak başvekâlet uzun ömürlü olmadı. Sultan Abdülmecid tahta geçince Hüsrev Paşa, kendisini eski yetkilerle sadrazam ilân ettirdi. Dahiliye Nezareti kaldırılarak yetkileri sadarete devredildi. Ancak 20 yıl sonra 1869'da Dahiliye Nezareti yeniden kuruldu.
Sultan Mahmud döneminde hazineler birleştirilerek kurulan Maliye Nezareti Sultan Abdülmecid zamanında lağvedilip, Hazine-i Âmire ve Hazine-i Mukataat defterdarlıkları tekrar kuruldu. İki yıl sonra hazineler tekrar birleştirilip Maliye Nezareti yeniden ihdas edildi.


Bu yeniden yapılanma çerçevesinde meclisler ihdas edildi. Meşveret Meclisi'nin dışında, geleneksel meclis uygulaması olmadığından birçok mesele ortaya çıktı. Meclise ilk atanan üyeler diğer işleriyle birlikte meclis üyeliğini yaptıkları için çalışmaları verimli olmadı. Bir süre sonra meclis üyelikleri müstakil memuriyet haline getirildi. Meclis üyelerinin aralarındaki rütbe farkları da meclis çalışmalarını olumsuz etkilemişti. Bir süre sonra meclis üyelerinin rütbeleri eşitlendi. Bazı meclisler zaman içerisinde kapatıldı veya başka kurumlara bağlandı. Hükümete yardımcı olması için kurulan "Dâr-ı Şûrâ-yı Bâbıâli" birçok konuda çalışma yapacaktı. Ancak verimli çalışamayınca 1839'da lağvedildi. Başarılı çalışmalar yapan "Meclis-i Umur-ı Nâfia" ise 1839'da Ticaret Nezareti'ne bağlandı. 1838'de kurulan Meclis-i Vâlâ ile 1854'te kurulan Meclis-i Âlî-i Tanzimat gibi reformlarla ilgili düzenlemeleri ve kontrolü yapan meclislerin aynı anda olması bazı sıkıntılara sebep olduğu için 1861'de iki meclis Meclis-i Ahkâm-ı Adliyye adıyla birleştirildi.
Kurumların isimlerinin oturması da zaman almıştır. Örneğin nezaretlerin kurulması üzerine oluşturulan Meclis-i Vükela, yani bakanlar kurulu "Encümen-i Mahsus, Encümen-i Mahsus-ı Vükela, Meclis-i Has, Meclis-i Meşveret, Meclis-i Hass-ı Vükela, Meclis-i Hass-ı Meşveret, Meclis-i Hass-ı Âlî, Meclis-i Âlî Vükela, Meclis-i Mahsus-ı Vükela, Meclis-i Mahsus ve Heyet-i Vükela" gibi birçok değişik isimle anılmıştır.
II. Mahmud ve daha sonra Tanzimat döneminde yapılan reformlardaki sıkıntıların üç sebebi vardı. Ne yapılacağını tespit edip, uygulayacak yetişmiş devlet adamı, reformlar yapmak için gerekli mali kaynak ve devlet devamlı savaş tehdidi altında olduğu için reformları soğukkanlı olarak yapacak zaman sıkıntısı çekilmişti. En önemli mesele hem reform yapacak, hem de yapılan reformları uygulayacak, yani bu kadar büyük işin altından kalkabilecek kadroların olmamasıydı. Yetişmiş insan eksikliği çekildiği için yeni kurumların başına eskiden benzer görevi yapanlar getirilmek zorunda kalınmıştı. Bu yüzden de reformlar eski kadrolar tarafından yürütülmüştü. Reformları uygulayacak bürokrat ve memurların isteksizlik ve karşıtlıkları da ıslahat sürecinin sağlıksız yürümesine sebep olmuştur.

Yazının devamı için Sabah

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

ANKET - ARAŞTIRMA