17 Temmuz 2018 Salı

Osmanlı'da vezir ailesi Çandarlılar: Çandarlı Halil Paşa neden idam edildi?

01-07-2018 09:09 Güncelleme : 01-07-2018 10:08

Osmanlı'da vezir ailesi Çandarlılar: Çandarlı Halil Paşa neden idam edildi?

Osmanoğullarından sonra devletin en nüfuzlu ailesi olan Çandarlılar, merkezi otoritenin tesisi ve devletin kurumsallaşmasında önemli roller üstlenmişti. Özellikle Orhan Gazi devrinden itibaren kazaskerlik, veziriazamlık gibi çok önemli devlet görevlerini ifa etmeye başlayan bu aile, Çandarlı Kara Halil Paşa, Çandarlı Ali Paşa, Çandarlı İbrahim Paşa, Çandarlı Halil Paşa gibi önemli pek çok devlet adamını bünyesinden çıkarmıştır. Çandarlı Halil Paşa bu aileye mensup önemli devlet adamlarından biridir. Peki, Çandarlı Halil Paşa kimdir? Çandarlı Halil Paşa neden idam edildi?

Osmanlı Devleti'nin siyasi bir teşekkül olarak ortaya çıkışı 13'üncü yüzyıl başlarında bir uç beyliği şeklinde olmuştu. Başlangıçta gayet sınırlı bir organizasyona sahip olan bu beylik, bir aşiret gücü olarak gaza ve cihatla meşgul oluyordu. Anadolu Selçuklu Devleti'nin yıkılmasından sonra Anadolu'da kurulan pek çok beylikten biri olan ve emsallerine göre oldukça sınırlı bir alana hükmeden Osmanlıların, kısa süre zarfında aşiretten devlete ve hatta imparatorluğa evrilmesinde Batı aleyhine yaptığı fetihlerin ve sistemli bir idari yapı inşa etmesinin büyük payı vardı. Söz konusu bu idari yapının şekillenmesinde en etkili olan ailelerin başında ise Çandarlılar gelmekteydi. Osmanoğullarından sonra devletin en nüfuzlu ailesi olan Çandarlılar, merkezi otoritenin tesisi ve devletin kurumsallaşmasında önemli roller üstlenmişti. Özellikle Orhan Gazi devrinden itibaren kazaskerlik, veziriazamlık gibi çok önemli devlet görevlerini ifa etmeye başlayan bu aile, Çandarlı Kara Halil Paşa, Çandarlı Ali Paşa, Çandarlı İbrahim Paşa, Çandarlı Halil Paşa gibi önemli pek çok devlet adamını bünyesinden çıkarmıştır.
 
 
Yeniçeriliğin temellerini Çandarlı ailesi attı
 
Çandarlı ailesinin devlet ricalinde yer edinmiş ilk üyesi Kara Halil Paşa olarak da bilinen Halil Hayrettin Paşa'dır. Eskişehir Türkmenlerinden olan Kara Halil Paşa aynı zamanda ahi kökenlidir. Şeyh Edebali'yle hem mürit hem de akrabalık ilişkileri bulunan Halil Paşa, sırasıyla Bilecik, İznik ve Bursa kadılıklarına getirilmiş ve Orhan Bey'in isteği sonucunda şekillenmeye başlayan düzenli ordunun kurulmasında başrolü oynamıştır. Başlangıçta yaya teşkilatı adıyla oluşturulan bu ordu, Kara Halil'in devlet içerisinde daha aktif hale gelmesiyle birlikte meşhur Yeniçeri Ocağı'na dönüştürülmüş. Kara Halil Paşa'nın vefatından sonra ise vezirlik makamına, kazaskerlikten yetişme oğlu Ali Paşa getirilmiş. Çandarlı ailesinin vezirlik makamındaki ikinci üyesi olarak bilinen Ali Paşa, gerek I. Kosova gerekse de Niğbolu gibi önemli savaşlarda babasının teşkilatlanmasını sağladığı düzenli birliklerin başında önemli askeri başarılara imza atmış bir isim olarak biliniyor. I. Mehmet yine aynı aileden olan Çandarlı İbrahim Paşa ile yola devam etmiştir. I. Mehmet'in oğlu II. Murat da atalarının geleneğini devam ettirmiş ve tahta geçince veziriazamlığa meşhur Çandarlı Halil Paşa'yı getirmiştir.
 
Adını büyük dedesinden alan Halil Paşa da ataları gibi ilmiyeden yetişmiş bir isim. Veziriazamlık görevine geldiği ilk dönemlerde Osmanlı devleti, Fetret Devri'nden kalma sıkıntıları hâlâ yoğun olarak hissediyordu. Yaşanan taht kavgaları, Avrupa devletleriyle yaşanan gerilimler devletin önünde ciddi engeller olarak duruyordu. Bu ve benzeri durumlar devlete nefes aldırmak adına Halil Paşa'yı Avrupa güçleriyle daha fazla diplomatik ilişki kurmaya yönlendirmişti. Bu dönemlerde Bizans, Osmanlı'ya karşı kendini güvene almak ve Papa'dan siyasi, askeri destek almak için birtakım faaliyetlerde bulunuyordu. Halil Paşa, bu dönemlerde gündeme gelen doğu ve batı kiliselerinin birleşerek yeni bir Haçlı birliğinin kurulacağı söylentilerini, Osmanlı devleti için en önemli tehdit olarak değerlendiriyordu. Bizans'ı vergiyle Osmanlıya bağımlı bir hale getirmek ve fazla sıkıştırmamak politikasını devletin selameti açısından daha doğru buluyordu. Babası İbrahim Paşa'nın I. Mehmet'in tam güvenini kazanması gibi Halil Paşa da II. Murat'ın itimadını sağlamıştı.
 
 
Çandarlı Halil Paşa, 1439-1453 tarihleri arasında sadrazamlık yapmış Osmanlı devlet adamıdır.
 
İstanbul'un fethinden hemen sonra Fatih Sultan Mehmed tarafından idam ettirildiği 10 Temmuz 1453 tarihine kadar 15 yıl süresince Vezir-i azamlık yapmıştır. Osmanlı tarihinde idam edilen ilk sadrazamdır.
 
Osmanlı Devleti Kuruluş Dönemi başvezirlerinden olan Çandarlı Kara Halil Hayreddin Paşa'nın torunu ve Çandarlı İbrahim Paşa'nın oğludur.
 
Eğitimi ve ilk görevlerinin ne olduğuna dair elimizde belge yoktur. Fakat ilmiye sınıfından olduğu için iyi derecede medrese eğitimi gördüğü kabul edilebilir. Bir vakfiye'de 1436'da kazasker olduğu kaydı bulunmaktadır. Sadrazam olan babası Çandarlı İbrahim Paşa vefat ettikten sonra ilmiye sınıfından ayrıldığı belirtilmektedir.
 
II. Murat saltanat döneminde 1439'da başvezir olan Osmancıklı (Amasyalı) Koca Mehmed Nizamüddin Paşa vefat ettikten sonra başvezirlik görevine geçmiştir. 1439 ile 1451'e kadar dönemde iki defa devlet işlerinden uzaklaşarak Manisa'ya çekilen II. Murad'ın yerine gelen genç oğlu II. Mehmed'in birinci sultanlık döneminde fiilen Osmanlı Devleti'ni yönetmiştir. Bu dönemde özelikle Anadolu beyliklerine karşı yapılan sert müdahalelerin önüne geçerek büyük bir iç kargașalığı önlemiştir. Edirne-Segedin Antlaşması'nın koşullarından hoşnut kalmayan Papalık, Kardinal Giuliano Cesarini vasıtasıyla Macar komutanı János Hunyadi'yı "Papa’nın onayı olmadığından dolayı geçersizdir." iddiasıyla antlaşmayı ihlale yöneltmesi ile Balkan ülkelerinin büyük bir Haçlı ordusu oluşturarak Macar/Lehistan Kralı I. (III.) Ladislav komutasında önce güneye Balkanlardan sarkarak sonra doğuya Varna 'ya yönelmeleri ile büyük tehdit altına kalan Osmanlı Devleti ordusunun başına tekrar tahttan feragat etmiş olan II. Murat'ın gelmesini sağladı. Bunun sonucunda Osmanlı Devleti Varna Muharebesi'nde büyük bir galibiyet kazandı.
 
 
Bunu takiben Osmanlıların Mora'ya büyük bir sefer yaparak Mora'nın büyük kısmının Osmanlı devleti eline geçmesinde ve Eflak Prensi Drakula III. Vlad Tepeș'in Macar müttefiklerinden ayrılmasına ve II. Kosova Muharebesi'nde II. Murat komutasındaki Osmanlı ordusunun Janos Hunyadı komutasındaki yeni bir Macar-Eflak ordusunu imha etmesinde büyük katkısı oldu. II. Murat'ın 3 Şubat 1451'da Edirne'de vefatından sonra oğlu II. Mehmet'in Manisa'dan gelmesine kadar geçen 16 gün büyük bir dirayetle bu tahta geçişinin problemsiz olmasını sağladı.
 
II. Mehmet'in ikinci tahta geçmesinden sonra da başvezirlik hizmetinde devam etti. Fakat II. Mehmet'in lalası olan Zağanos Mehmet Paşa ile arasında bir politik mücadele başladı. Çandarlı Halil Paşa Zağanos Mehmet Paşa'nın devamlı öğrencisi olan padişaha özellikle Bizans'a karşı daha atak davranması hakkındaki tavsiyelerine karşı idi ve Bizans'a karșı daha ılımlı davranılması tavsiyeleri vermekte idi. Bazı kaynaklara göre Çandarlı, II. Mehmet'i sabırsız ve deneyimsiz buluyordu. II. Mehmet Başveziri olan Çandarlı Halil Paşa'in katkısına değer verdiğini Filibe civarlarında bir köyü malikane olarak başvezire bağışına rağmen, Çandarlı Halil tedirgin olmakta devam etti.
 
 
ÇANDARLI HALİL PAŞA’NIN ÖLÜMÜ
 
İstanbul kuşatması sırasında Avrupa'da yeni bir haçlı ittifakı ortaya çıkacağından kuşkulandığını ve bu nedenle kuşatmatın zayıflatılmasını ve hatta kaldırılmasını II. Mehmet'e tavsiye etti. Bu tavsiyeleri orduda ve devlet kapılarında Çandarlı Halil Paşa'nın Bizans'tan rüşvet aldığı söylentilerinin dolaşmasına neden oldu. 29 Mayıs'ta İstanbul fethedilmesinden hemen sonra 1 Haziran 1453'de II. Mehmet bu dedikoduları çok ciddiye aldığını açıklayarak başvezir Çandarlı Halil'i görevinden azletti. Çandarlı Halil Paşa ve çocukları tutuklandı. Çocukları daha sonra serbest bırakıldı ama Çandarlı Halil Paşa Yedikule’de Altın Kapı’da kırk gün hapis edildi. 10 Temmuz’da gözlerine mil çekildi ve daha sonra 10 Temmuz 1453 tarihinde idam edildi. Boyun eğeceği yerde Sultan’a dik baktığı iddia edilir. Daha sonra oğlu İbrahim Paşa tarafından İznik’e götürülüp türbesine gömüldü.
 
Bu olay hakkında tarihçiler arasında çeşitli değişik yorumlar ve tartışmalar yapılmaktadır. Bazı tarihçiler II. Mehmed, ilk tahta geçtiğinde ve İstanbul’un fethi sırasında başvezirin sergilediği tutumlar nedeniyle bu idamın ortaya çıktığını bildirirler. Babinger bu politikasıyla II. Mehmed'in kendi otoritesini pekiştirmiş olduğunu ve herkesin genç sultana boyun eğdiğini belirtir. Sakaoğlu İstanbul'un alınmasında muhalif kalması ve bu nedenle Bizans'la arasında bir gizli anlaşma olduğundan kuşkulanıldığını belirtmektedir.

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

Günün Makaleleri

ANKET - ARAŞTIRMA