23 Haziran 2018 Cumartesi

Cengiz Han'ın Edebi Portresi

13-06-2018 09:21 Güncelleme : 13-06-2018 09:21

 Cengiz Han'ın Edebi Portresi

Jack Weatherford 'Cengiz Han' kitabında Cengiz Han’ın çocukluğunu, bozkırda nasıl iktidara yükseldiğini, tüm boyları bayrağı altında toplayıp Moğol ulusunu kurana dek yaşamını ve kişiliğini, onu etkileyen güçleri anlatıyor. Kitap edebî bir dille oluşturulduğu için roman okuyormuş havasına dahi girebiliyoruz. Efsanelere, rivayetlere bolca değinen yazar anlatımını kuvvetlendirmek için her yolu deniyor. Mehmet Akif Öztürk yazdı.

Cengiz Han, tarihte herkesçe farklı algılanan ender kişilerden biridir. Bir kısım tarihçiye göre dünyanın en büyük imparatorluğunu kuran, adalete, yönetime azami önem veren biriyken bir kısım kişilerce kanlı bir diktatör, zevk için insanları katleden, geçtiği her yeri dümdüz edip bırakan, yağma, kaçırma gibi olayları eksik etmeyen biri olarak görülür. Hal böyle olunca, Cengiz Han’ın ve Moğolların tarihini yazmak isteyen kişiler de kendi bakış açısından etkilenirler ve özellikle Cengiz Han’ın profilini –elbette görüşlerini tarihi kaynaklara dayandırsalar da- kendilerine göre oluştururlar.

Kronik Kitap, son zamanlarda tarih konusundaki çeviri ve telif eserleriyle bu alandaki bayrağı elinde tutuyor. Geçtiğimiz Mart ayında neşredilen Jack Weatherford’un Cengiz Han kitabı da bunun son örneklerinden. Aslında bu kitap 2009 yılında İnkılap Yayınları’ndan neşredilmişti ancak o zamandan bu yana baskısı yapılmıyordu. Üç ana bölüm ve her bölümün alt başlıklarından oluşan kitap; kaynakça, dizin ve sözlük hariç 353 sayfadan oluşuyor. Kronolojik bir sıralamayla oluşturulan bölümlerin isimleri ise “Bozkırda Terör Hükümdarlığı”, “Moğol Dünya Savaşı” ve “Global Uyanış”tır. Özellikle “Global Uyanış” bölümünün 20.yy’a kadar getirilmesi kitabın kapsamı hakkında da bize bilgi veriyor.

Cengiz’in herkese göre değişen portresi

Yazar kitabın belli bölümlerinde Cengiz’le bir iletişimi olmuş her toplumun ona bakış açısını anlatıyor. Başta da belirttiğim gibi herkese göre değişen bir kişilik olan Cengiz hakkında kesin yargılarla konuşmak da zor oluyor. Weatherford sanki bu çalışmayı biraz da Avrupa’daki ‘barbar Moğollar, katil Cengiz’ imajını yıkmak için yapmış. Daha kitabın başlarında Cengiz’in herkese göre değişen bir portresinin bulunduğunu söylemesi bunun kanıtlarından: Cengiz Han’ın veya herhangi bir Moğolun portresi olmadığı için dünya onu istediği gibi hayal edebilirdi. Ölümünden yarım yüzyıl sonrasına kadar hiç kimse resmini çizmeye cesaret edemedi, daha sonra ise her kültür kendi izlenimine göre ortaya bir Cengiz Han portresi çıkardı. Çinliler onu acımasız bir Moğol savaşçısından çok, bir tutam sakalı ve boş bakışları olan, kafası karışmış yaşlı bir Çinli bilge olarak çizdiler. İranlı bir minyatürcü onu taht üzerinde oturan bir Türk sultanı olarak resmetti. Avrupalılarsa, her detayı çirkin, vahşi yüzlü, sabit ve acımasız gözleri olan bir barbar olarak tasvir etti.”

Giriş bölümünde yazar okura bir özet sunuyor. Hem yaptığı çalışmayı özetleyen, bu çalışmanın hangi koşullarda ortaya çıktığını anlatan yazar hem de Moğolların günümüze çok yakın bir zamana kadar devam eden varlığına ve Cengiz Han’ın hayatına değiniyor. Günümüzün haritasında otuz ülke ve üç milyardan fazla insanı içine alan Cengiz Han’ın fetihlerinin aktarımı sırasında, yazarın tavrından Cengiz Han’a ne kadar büyük bir ilgi beslediğini görebiliyoruz.

Çalışmasını Cengiz Han’ın çocukluğuna kadar götüren yazar, buradan alıp bozkırda nasıl iktidara yükseldiğini, tüm boyları bayrağı altında toplayıp Moğol ulusunu kurana dek yaşamını ve kişiliğini, onu etkileyen güçleri anlatıyor. Yazar ayrıntılar üzerinde çok durmuş. Olayların aktarımı sıkıcı tarih anlatımından ziyade edebî bir dille oluşturulduğu için roman okuyormuş havasına dahi girebiliyoruz. Efsanelere, rivayetlere bolca değinen yazar anlatımını kuvvetlendirmek için her yolu deniyor. Bu da kitabı sıkılmadan okuma imkânı sunuyor.

Yakıp yıkan bir kavim olduğu gerçeği değişmiyor

Yazarın bütün aklama çabalarına rağmen Moğolların en yumuşak ifadeyle acımasız bir kavim olduğunu düşünüyorum. Cengiz Han’ı yeniliğe açık, mühendisliğe, âlimlere, okumuş yazmışlara çok önem veren biri olarak gösteriyor yazar, fakat bunların olması bir Moğol gazabının olduğunu da değiştirmiyor. Ki yazar da zaman zaman bu acımasızlıklardan örnek vermek zorunda kalmış fakat yine de Moğolların Bizans, Pers ya da başka imparatorluklar gibi işkence etmediğini savunmuş. Evet, Moğollarda özellikle Cengiz döneminde işkence yok diyebiliriz ama bu ‘yakıp yıkan’ bir kavim olduğunu değiştirmiyor. Kâğıt üstündeki yazı satırlarının silinmesi gibi yeryüzünden sildikleri kentlerden bahseden coğrafyacı Yakup el-Hamavi’nin görüşleri de bunu doğrular vaziyette.

Müslüman dünyanın 13. yüzyıldaki gelişmişlik seviyesi 

Kitabın en ilgi çekici bölümü, kanaatimce, Moğolların dünya sahnesine çıkışı ve Cengiz Han’ın torunlarının birbirleriyle savaşması arasında geçen sürenin anlatıldığı kısım. Cengiz Han’ın askerî dehasından sıklıkla söz ediyor yazar. Orduya getirdiği yeniliklerden kültüre, sanata ve gelişime verilen öneme ve ekonomik faaliyetlerin durumuna kadar geniş bir skalayı bu bölümde ayrıntılarıyla okuyabiliyoruz. Cengiz’in savaşlarla veya elçilerle bir şekilde bağlantı kurduğu imparatorluklara da değinilen bölümde benim dikkatimi çeken en önemli nokta, Müslüman dünyanın 13. yüzyıldaki gelişmişlik seviyesi oldu. Yazara göre, Harzem’i fethederek bu gelişmişliği gören Cengiz Han’ın tahribatı, diğer devletlere verilen tahribattan daha fazla olmuştur: “Sadece papazların okuyabildiği Hindistan ve Avrupa ile veya sadece devlet bürokratlarının okuyabildiği Çin ile kıyaslandığında, Müslüman dünyasında neredeyse her köyde Kuran okuyabilen ve Müslüman hukukunu yorumlayabilen en az birkaç kişi bulunuyordu. Avrupa, Çin ve Hindistan sadece bölgesel medeniyetler seviyesine ulaşabilmişken, Müslümanlar ileri ticaret, teknoloji ve genel eğitimle dünya çapında önemli bir medeniyet olmaya en yaklaşan topluluk olmuştu.”

Kitabın adı Cengiz Han olsa da, kitap Cengiz’in salt biyografisinden ibaret değil. Cengiz Han öldükten sonra, oğlu Ogeday’ın tahta geçmesiyle başlayan yeni süreçten de çok geniş bahsediyor yazar.

Kitaptaki hatalar okumayı zorlaştırıyor

Kitapta içerik anlamında değil de, şekil anlamında yapılan hatalar görmezden gelinebilir. Ancak bu sefer yazmadan edemedim. Kitabın çok acil ve detaylı olarak tekrar okunması gerekiyor. Kelimelerdeki ek yanlışlıkları, harf fazlalığı veya eksikliği, aynı kelimenin yanlışlıkla ardı ardına kullanımı, de/da eklerinin yanlış kullanılması, olayların, savaşların tarihlerin yanlış yazılması, özel isimlerin yanlış yazılması o kadar çok ki, belki de okuduğum kitaplar içinde bu türden hataları en çok barındıran kitap diyebilirim. Tekrar okunsun ki bu kitaba yazık olmasın. Hataların kitabın sonlarına doğru artması ise tesadüf mü bilmiyorum. Bu hatalar birkaç yerde olsa söylemezdim fakat fazlalığı okumayı ciddi oranda etkiliyor.

İlk övgüm ise çeviriye. Sermin Karakale başarılı bir çeviri yapmış. Zaten çeviri anlamında sorun olsaydı yukarıda saydığım hatalar kitabı okunmaz hale getirirdi.

Diğer iyi şey ise kitabın sonuna sözlüğün eklenmiş olması. Sadece kelimeleri içermeyen bu sözlük kişilerin veya devletlerin de kısa bir açıklamasını içeriyor. Bu açıdan başarılı bir iş olmuş.

Bitirirken söylemek gerekir ki kapsamlı bir kitap oluşturmuş Weatherford. Dünya tarihine damgasını vuran en önemli tarihi kişiliklerden olan Cengiz’in ve Moğolların hayatından kitap özelinde bahsedecek daha çok şey var ama bu yazıya sığmaz. Sadece kendi devletini değil, dünyayı değiştiren Cengiz’in hayatını ve Moğolları derinlemesine incelemek isteyenler için iyi bir kaynak kitap. Bahsettiğim hatalar da düzeltilirse daha da iyi olacaktır.

Kaynak: Dünya Bizim/Mehmet Akif Öztürk

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

ANKET - ARAŞTIRMA