23 Haziran 2018 Cumartesi

Şevket Hüner: Mavilerin ve sarıların üzerinde anlaştıkları en önemli mesele kırmızı olmadıklarıdır

11-06-2018 12:49 Güncelleme : 11-06-2018 12:55

Şevket Hüner: Mavilerin ve sarıların üzerinde anlaştıkları en önemli mesele kırmızı olmadıklarıdır

Tabiattaki üç ana renk, mavi, sarı ve kırmızıdır.

Bu renkler birbirlerine karıştıklarında ara renkleri oluştururlar. Yani kendi başına bir renk sahibi olanlardan diğer renkle karışmayı kabul edenler yeni renkler meydana getirirler. Beyaz, bütün renkleri yansıtandır. Siyah ise bütün renkleri yutan olarak ifade bulur. Mesela tabiata hâkim olup içimizi ferahlatan yeşil, mavi ve sarının karışımından elde edilendir. Yani mavi mavilikten, sarı da sarılıktan vazgeçmediği sürece yeşil rengi oluşturamazlar. Mavinin ve sarının birbirine katılma oranları ise yeşilin değişik tonlarını oluşturur. Yeşil, üçüncü ana renk olan kırmızının mavi ve sarının karışımından uzak durması sayesinde var olur.
 
Maviler ve sarılar, Ramazan ayı boyunca kendi iddialarını bir kenara bırakıp Allah’ın gözetiminde olduklarını hissettiren oruca devam ettiklerinde yeşilin tüm tonları bu topraklara hâkim olur. Maviler ve sarılar bir ay boyunca yeşili oluşturmaktan razıdırlar. Maviler ve sarıların birbirlerinin kuyuların kazmadıkları bu bir aylık zaman diliminde kırmızılar da zincire vurulmuşçasına kendi kabuğuna çekilip oluşan yeşili görmezden gelirler.
 
Bu dört mevsimden de farklı bir mevsimdir. Buna “Kuran mevsimi” denir.
 
Fakat mavilerin ve sarıların yeşili oluşturan birliktelikleri ancak bir ay sürer ve şeker kıvamında üç gün süren bir tatil sonrası tekrar en önemli ana renk oldukları iddialarına geri dönerler. Yani onların yeşili oluşturma nedenleri ileriye dönük bir umuttan çok, geride bıraktıkları dönemdeki siyahla olan ilişkilerinden doğan bulaşıklıktan kurtulmayı arınma zannetmeleridir.
 
Mavilerin ve sarıların üzerinde anlaştıkları en önemli mesele kırmızı olmadıklarıdır. Ama en önemli ana renk olma iddialarını o kadar abartılı savunurlar ki kırmızıya karşı olan en önemli kazanımlarının yeşili oluşturma birliktelikleri olduklarını unutuverirler. Hudutların ötesindeki kırmızılar ile müttefik oldukları iddialarına rağmen bir dış tehdit durumunda gayri iradi olarak yeşili oluşturabileceklerine inanırlar. Övündükleri tarihlerine yeşil renk hâkim olmasına rağmen kırmızıların teknolojilerine hayranlıklarından dolayı artık ne maviler mavi ne de sarılar sarıdırlar. Önlerinde tek bir umutları kalmıştır. O da her doğan çocuğun fıtrat itibariyle yeşil doğmasıdır.
 
Kırmızılar, ayrı ayrı görüştükleri mavileri ve sarıları, yeşili oluşturmamaları konusunda tehdit edenlerdir. Kırmızıların desteğiyle yönetime talip olan maviler veya sarılar, yeşili oluşturmayacaklarına söz verenlerin arasından seçilirler. Onlar, taraftarlarına yeşil ufuklar vaat ettikleri halde mavilik veya sarılık iddialarından vazgeçmezler. Ve en geçerli yönetim tarzının mavilerin mavi, sarıların sarı, kırmızıların kırmızı kalarak rekabete ve üstünlüğe dayanan  “ana renkler” adlı laik demokratik kapitalist sistemdir. Üstelik onlar Ramazan ayı boyunca bu toprakların yeşile boyanmasının da ancak bu sistemin güvencesi altında gerçekleştiği iddiasındadırlar!
 
Not; Bu yazıda söz edilen renklerin, gerçek şahıslar(!) ve gerçek kurumlarla(!) hiçbir ilgileri yoktur. Zira hakikati idrak etmek için gerçeklerden fazlası gerekmektedir.
 
KAYNAK: DÜŞÜNCE MEKTEBİ

YORUMLAR
  • Mehmet Aktaş    11-06-2018 21:06

    Bir ülkede yazar ve düşünürler, renkler ve el kol hareketleriyle konuşmaya başlamışsa o ülkede istibdat var demektir.

ANKET - ARAŞTIRMA