18 Temmuz 2018 Çarşamba

Osmanlı'ya kafa tutan vali: Kavalalı

11-06-2018 11:37 Güncelleme : 11-06-2018 12:28

Osmanlı'ya kafa tutan vali: Kavalalı

Osmanlı Devleti’ni ve dönemindeki uluslararası gündemi, çıkardığı isyanlarla uzun süre meşgul eden Mehmet Ali paşa, ısrarlı bir siyaset güttü ve bazı politik entrikalara girişti. 1805 yılında Osmanlı idaresi tarafından, Mısır valisi olarak tanındı. Bundan sonra Kavalalı, kırk yıl sürecek bir iç gelişme ve yayılma dönemi başlattı.

Osmanlı Devleti’ni ve dönemindeki uluslararası gündemi, çıkardığı isyanlarla uzun süre meşgul eden Mehmet Ali paşa, bunun yanı sıra “Mısır modernleşmesi”ndeki kurucu rolüyle de yakın dönem Ortadoğu tarihinin en önemli simalarındandır.

Mehmet Ali Paşa, 1769 yılında, bugün Yunanistan’a bağlı küçük bir şehir olan Kavala’da doğdu. Genellikle Arnavut asıllı olarak bilinse de tarihi kaynaklara göre büyük dedeleri arazi anlaşmazlığı nedeniyle Kavala’ya, Anadolu’dan göç etmişlerdi. Çocukluğunu ve gençliğini babası İbrahim ağanın yanında tütün ticareti ile uğraşarak geçiren Mehmet Ali, 18 yaşında askerlik hizmetine girdi. Kavala çorbacısının akrabalarından zengin bir hanımefendi ile evlendi. Bu evlilikten daha sonraları ünlenecek olan oğulları İbrahim, Tosun ve İsmail oldu.

Çocukluk ve gençlik yıllarında eğitim almadığı için okuma-yazma bilmiyordu. Ama o, bu eksikliğini kıvrak zekâsı, çalışkanlığı ve cesurluğu ile örtmeyi başardı. 1789 yılında Fransa’nın Osmanlı idaresindeki Mısır’ı işgali, Mehmet Ali’ye paşalığa ve Mısır valiliğine giden yolu açacaktı. Mısır’daki Fransızlara karşı mücadele etmek için toplanan gönüllü askerler arasına katıldı ve 300 gönüllü ile birlikte, bölüğünün ikinci komutanı olarak, Kavala’dan Kahire’ye gitti. Buradaki mücadelelerde Osmanlı ve Fransız ordularını gözlemleme ve mukayese fırsatı buldu. Orduda gösterdiği gayret ve başarı ile Osmanlı’nın Mısır valisi Hüsrev Paşa tarafından binbaşılığa yükseltildi.

17. yüzyılda Mısır’ın yönetimi Osmanlı valilerinin elindeydi. Memluk beyleri de askeri güçleri nispetinde yönetimde söz sahibi oluyorlardı. Mehmet Ali, Mısır’da Fransız işgalinin doğurduğu boşluğu ve Osmanlı-Memluk çekişmesini iyi kullandı. Askerlere kendini sevdirdi. Hicaz’daki Vehhabi isyanını bastırması ve vergisini düzenli vermesi şartıyla Cidde valisi olarak atandı. Bu sayede paşalık unvanını elde etti. Cidde valiliğine atanmasına rağmen o, Kahire’den ayrılmadı. Israrlı bir siyaset güttü ve bazı politik entrikalara girişti. 1805 yılında Osmanlı idaresi tarafından, Mısır valisi olarak tanındı. Bundan sonra Kavalalı, kırk yıl sürecek bir iç gelişme ve yayılma dönemi başlattı.

Mehmet Ali, Mısır’da kendi hanedanını kurmak ve Osmanlı idaresinden bağımsız hareket etmek istiyordu. Bu isteğin temelinde, valiliğinin, Osmanlı idaresi tarafından gönülsüz bir şekilde kabulü vardı. Hedefleri için güçlü bir ordu ve donanma kurmanın zaruri olduğuna karar verdi. Kendine, savaşlarda gözlemleme imkânı bulduğu, modern Avrupa ordularını model olarak aldı. Kavalalı, modern bir orduya engel olarak gördüğü ve sadakatlerini kazanamadığı 74 Memluk beyini, 1811 yılında verdiği bir yemek şöleninde ortadan kaldırdı. Memluklulardan kaçmayı başaranlar Sudan’a sığındılar.

1821 yılında ortaya çıkan Yunan ayaklanmasını bastıramayan Osmanlı Devleti, Kavalalı’dan yardım istemek zorunda kaldı. Kavalalı Mısır valiliğine ek olarak, Girit ve Mora valiliklerinin de kendisine verilmesi şartıyla, yardım isteğine olumlu karşılık verdi. Oğlu İbrahim Paşa komutasındaki kuvvetlerle isyanı kısa bir sürede bastırdı. Daha sonra uluslararası müdahaleler nedeniyle Mora’yı elde edemeyeceğini anlayan Kavalalı, askerlerini Mısır’a geri çekti. Bu geri çekilişi ve 1828 yılında patlak veren Osmanlı-Rus savaşında, Osmanlı’ya yardım göndermeyişi nedeniyle, padişahla arası açıldı.

Mora seferinin maliyetlerini de dile getirerek Osmanlı idaresinden oğlu İbrahim için Suriye valiliğini istedi. Bu isteği reddedilen Kavalalı bazı ekonomik ve siyasi nedenlerle,Akka valisi ile aralarındaki bir sürtüşmeyi bahane ederek Suriye’yi işgal etti. 1832 yılında oğlu İbrahim paşa, Osmanlı ordularının mukavemetini kırarak Kütahya’ya kadar geldi. Araya Rusya ve İngiltere’nin girmesiyle, İbrahim Paşa’nın Suriye ve Adana valisi olarak tanındığı bir senet, Kavalalı ile Osmanlı arasında imzalandı.

Sultan II. Mahmut, İbrahim Paşa’nın siyasi ve iktisadi icraatlarından hoşnutsuz olan yerel halkın desteğinden de yararlanmak düşüncesiyle; Kavalalı’nın üzerine yürümeye karar verdi. 1839 yılında Nizip’te Osmanlı kuvvetleri bir kez daha yenildi. Mağlubiyet haberi saraya ulaşmadan II. Mahmut verem hastalığından vefat etti ve idareye Sultan Abdülmecid geçti. Mısır’da kuvvetli bir devlet istemeyen İngiltere, Osmanlı güçleri ile beraber Lübnan’a asker çıkardı.

Askerlerin gelmesiyle beraber bir takım halk ayaklanmaları da baş gösterdi. Gelişmeler üzerine İbrahim Paşa, Mısır’a döndü. Avrupa devletlerinin baskısıyla, 1841 yılında bir anlaşma imzalamaya razı oldu. Anlaşma şartlarına göre Mısır valiliği Mehmet Ali Paşa’nın soyundan gelenlere bırakılacak, Mısır’da asker sayısı 18.000’i geçmeyecek ve Paşa, Sudan haricinde işgal ettiği yerlerden geri çekilecekti.

İsyana Giden Yol

Mehmet Ali Paşa, Yunan isyanı sırasında Mora ve Girit valiliklerinin kendisine verilmesi karşılığında Osmanlı birliklerine yardım etti. Mora, Yunanistan’a verildikten sonra Suriye valiliğini istediyse de padişah buna razı olmadı. Ancak Kavalalı, ordusu için insan kaynağı ve ekonomisi için yer altı zenginliği olarak gördüğü Suriye'yi ele geçirme politikasından asla vazgeçmedi.

1830 yılında Fransa'da meydana gelen karışıklıklar ve Avrupa'nın önemli bir kısmının bu karışıklıklardan etkilenmesi Mehmet Ali Paşa’ya beklediği fırsatı vermişti. Bu sırada Osmanlı ekonomisi içler acısı bir haldeydi. Üstelik Osmanlılar, 1826 yılında yeniçeri ocağı lağvetmişler, 1827'de ise Navarin baskınında donanmalarını kaybetmişlerdi. Yetkililer her ne kadar yeni bir ordu oluşturmaya çalışmışlarsa da eldeki birliklerin önemli bir kısmı 1828-1829 Osmanlı-Rus Harbi'nde mahvolmuştu. Dolayısıyla Osmanlı Devleti her türlü saldırıya açık, savunmasız bir haldeydi.

Mehmet Ali Paşa'nın harekete geçmek için hâlihazırda Sayda Valisi Abdullah Paşa gibi bir gerekçesi vardı. İki paşanın arası açıktı, hatta Abdullah Paşa bir ara, kılıcımı çekip Mehmet Ali’nin kellesini İskenderiye’de keseceğim, diye haber yollamıştı. Üstelik Abdullah Paşa Mısır'dan kaçan altı bin fellaha da sahip çıkmıştı. Bunun üzerin Mehmet Ali Paşa, altı bin fellahımı bir fazlasıyla geri getireceğim, diyerek adeta savaş ilanında bulundu. Oğlu İbrahim Paşa'nın komutasına yaklaşık 25.000 asker vererek onu deniz yoluyla Filistin bölgesine gönderdi. Mısır birlikleri 8 Kasım 1831'de çok kolay bir şekilde Yafa'yı zapt ettiler. Karadan harekete geçen Kavalalı'nın askerlerinin bir diğer kolu ise hiçbir direnişle karşılaşmadan Filistin bölgesinin neredeyse tamamını ele geçirdi. Abdullah Paşa, Akka Kalesi'ne kapanıp yardım kuvvetleri gelinceye kadar burada savunma yapmaya karar verdi. İbrahim Paşa vakit geçirmeksizin bu kaleyi kuşatmaya başladı. Ancak burada pek de beklemediği oldukça yıpratıcı bir direnişle karşılaşacaktı.

Osmanlılar diplomatik yolları kullanarak Mehmet Ali Paşa'yı geri çevirmeye çalışmışlarsa da Kavalalı, Suriye bölgesinin tamamını istediğinden ve Sultan Mahmut bu talebi geri çevirdiğinden orta yolu bulmak mümkün olmamıştı. Bunun üzerine Osmanlı yönetimi Mehmet Ali Paşa ve oğlu İbrahim Paşa'yı asi ilan etti. Onlar için Şeyhülislam'dan alınan fetvada; bağiylerdir katılleri İmâmü’l-müslimîn ve bi’l-cümle muvahhidîn üzerlerine farz olur, ibaresi yer almaktaydı. Babıâli, Mehmet Ali Paşa üzerine asker sevk etmek için hazırlıklara koyuldu. Aynı zamanda paşayı azlederek Mısır, Girit ve Habeş eyaletlerinin yönetimini Serdar-ı Ekrem Ağa Hüseyin Paşa'ya verdi.

Bu esnada Kavalalı, Mekke Emiri'nden kâfirleri taklit eden Sultan Mahmut'un Osmanlı tahtına oturmayı hak etmediği ve bu nedenle müminlerin halifesi olamayacağı fetvasını aldı. Böylece isyan etmesinin asıl sebebinin padişahın İslam hükümlerine aykırı hareket etmesi olduğunu ilan etti.

Mısır ordusu önemli kayıplar verdiği birkaç başarısız girişimin ardından 26 Mayıs 1832'de yeniden Akka Kalesi'ne saldırdı. 27 Mayıs'ta İbrahim Paşa'nın şahsi çabasıyla Mısır birlikleri surlarda açılan gediklerde tutunmayı başardılar. Yaklaşık altı ay direndiği halde dışarıdan yardım alamayan Abdullah Paşa, kırk elli kadar askeri ile sığındığı cephaneyi havaya uçurmaya niyetlendiyse de yanındakiler buna razı olmadılar. Neticede İbrahim Paşa’dan güvence aldıktan sonra cephanelikten çıkıp adamlarıyla birlikte teslim oldu.

Mehmet Ali Paşa zaferinin kalıcı olması için insanların gönüllerini fethetmek zorunda olduğunu biliyordu. Bu nedenle Mısır ordusu Filistin-Suriye bölgesine girdiği andan itibaren propaganda faaliyetlerine başlamış, ayrım gözetilmeksizin herkesin üç yıl boyunca vergiden muaf tutulacağını ilan etmişti. İbrahim Paşa da Osmanlı valileri zamanındaki kötü yönetimden bıkan insanların tamamını kucaklamış, ele geçirdiği bölgelerde kısa sürede yıllarca görülmemiş olan düzenli bir idari sistem kurmuştu.

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

ANKET - ARAŞTIRMA