22 Subat 2018 Perşembe

Abdullah Yıldız: Türkiye'de müslümanların %75'i beş vakit namaz kılmıyor/kılamıyor!

14-02-2018 11:50 Güncelleme : 14-02-2018 17:40

Abdullah Yıldız: Türkiye'de müslümanların %75'i beş vakit namaz kılmıyor/kılamıyor!

Namaz Gönüllüleri Platformu Sözcüsü Abdullah Yıldız ile 'Namaz gönüllüleri platformu' hakkında konuştuk. Platformun nasıl kurulduğunu, kimleri kapsadığını, ne tür çalışmalar yaptıklarını sorduk Abdullah Yıldız cevapladı. Türkiye'de namaz kılma oranının düşük olduğunu söyleyen Yıldız bu konuda yaptıkları üç önemli tespiti bizlerle paylaştı

DÜŞÜNCE MEKTEBİ / SÖYLEŞİ

M. Mazlum ÇELİK

Namaz gönüllüleri platformu tam olarak nasıl ve ne zaman ortaya çıktı?

Namaz Gönüllüleri Platformu 19 Ağustos 2006’da Şehzadebaşı Cami’nin yanında restoran olarak kullanılan bir tarihi mekanda yaklaşık yüz kadar derdi namaz olan, namaz ekseninde bir araya gelen ve bu konuda bir şeyler yapabileceğine inandığımız hocamızın katılımı ile yine orada ilan ettiğimiz bir bildiri ile faaliyetine başlamıştır.

“Haydi, Türkiye namaza diriliş seferberliğine! “

Bildirinin başlığı da buydu. Aslında biz 200 küsurdan fazla isme davet yolladık; ama ne yazık ki bazıları katılamadı. Onlar da mutlaka bizim de çorbada tuzumuz olsun ve katkı sunalım dediler. Bu isimlerin içinde Hayrettin Karaman hocamız, Ali Rıza Demircan Hocamız, Nurettin Yıldız Hocamız, Ramazan Kayan, Abdurrahman Dilipak, Yıldız Ramazanoğlu yine edebiyatçısından tutun sanatçısına kadar birçok isim bu harekete katıldılar, katkı sağladılar.

Yine Ensar Vakfının rahmetli kurucusu Ahmet Şişman bunlardan biridir. Hatta o toplantıda ilk ayağa kalkıp söz alanlardan biriydi. Ben 'bunu çok heyecanla karşıladım' demişti ve gençlerle ilgili cemaat namazını önemini vurguladıktan sonra: “Ben taşın altına elimi koyuyorum, hemen tüm teşkilatlarıma talimat veriyorum.” dedi ve ilk organizasyonu da onlar yaptılar. Vakfın hala Genel Müdürlüğü’nü yapan Hüseyin Kader de bizim Namaz Gönüllüleri Platformu‘nun icra organizasyon ekibindeydi.

O toplantıda her şey spontane olarak mı gelişti?

O bahsettiğimiz bildiri aşamasına gelene kadar alt yapı çalışması en az 6 ay sürdü. Kitapçık hazırlamak, icra alt yapısını hazırlamak vb.

Yaptığınız çalışmalar ne kadar etkili oldu, halka ulaşabildiniz mi?

Hazırladığımız namazı vurgulayan kitapçıklar Türkiye sathında aşağı yukarı 2 milyon civarında dağıtıldı. Bildirimizi okuduk basından yer almaya başladı ertesi günden başlayarak her taraftan talepler geldi; gelin burada da panel, konferans, sohbet yapın gibi. Şu ana kadar binlercesini icra ettik.

Başladığımız zamanlar on veya on beş tane bu konuyla ilgili yazılmış yahut çevrilmiş eser vardı. Namaz bilinci kitabının yanında ona ilaveten ilmihal kitapçıkları vardı, namazın nasıl kılınacağına dair. Bizim hazırladığımız kitapçık neden, niçin namaz kılmalıyız, namazın özü nedir, ruhu nedir… Bu hareketle beraber bunu anlatan kitaplar şu an 200 civarını buldu.

Bu bahsettiğiniz kitapların tirajı nedir, okunuyor mu?

Kitapların tirajları için şunu söylemek gerekiyor. ‘Namaz Bir Tevhid Eylemi’ kitabı 1991’de başlamıştır. Tabi o yıllarda bu tür bir kitaptan daha belki vardı; ama diğer kitaplarla beraber yeni çıkan tüm kitaplar yani 2006’dan 2018’e kadar olan süreçte 10 milyona yakın bir tiraj yapmıştır bu kitaplar. Sadece bir kardeşimizin kitabının tirajının 2 milyonu geçtiğini hatırlıyorum.

Bizim Namaz Bir Tevhid Eylemi kitabının tirajı 1 milyonu geçti. Ahmet Bulut’un Namaz Dirilişe Çağrı tahmin ediyorum ki tirajı 400 bin oldu. Bununla beraber benzer eserler de yaygınlaştı.

Namaz Gönüllüleri Platformu tam olarak neyi hedefledi?

Önce şu tespiti yaptık: Namaz bir Müslüman için bir farzı ifade etmektedir %99’u Müslüman olan bir ülkede. Farz bir ibadet ve kılınması lazım gerekiyor. Hatta “kılmak ister misiniz” diye sorsanız herhâlde büyük çoğunluk “kılmak istiyorum” der; fakat “ama” gelir arkasından ama ile başlayan Anadolu’da ki tabir ile namaz özürlü diye ifade edebileceğimiz kendince geçerli ama Allah katında geçerli olup olmayacağını Rabbimize havale edebileceğimiz sudan bahaneler söz konusu.

Peki, niçin kılmıyor insanlar?

Çünkü namazın dindeki yerini, insan hayatındaki önemini, insana katacağı o büyük zihinsel ameli ve yaşamsal dönüşümünün farkında değil. Namazın dosdoğru kılınması halinde namazın bir insanı nasıl bir hayata taşıyacağının farkında değil, namazın güzelliklerinin farkında değil, mesajının özünün farkında değil, namazda ne söylediğinin farkında değil.

Biz insan bunların farkında olursa eğer namazda ben rabbimle sohbet ediyorum, söz veriyorum, onun kelamını okuyorum, onun kelamı ile onunla hasbihal ediyorum, halimi ona arz edip söz veriyorum, en önemlisi bazı görevlerimi hatırlıyorum derse insanlar bunun farkına varırsa namaza koşacaklardır, diye düşünüyoruz.

Öyleyse biz namaz bilinci üzerine de çalışmalıyız. Niçin namaz kılınmalı? sorusunun cevabını vermeliyiz bunun üzerine 3 tane hedef belirledik:

1. Namaz Platformunun çizdiği büyük hedefler anlamında öncelikle toplumun çok kaba bir tasnifi, o dönemin anketlerine göre memleketin %25’i beş vakit namaz kılıyor; ama bu toplumun %75’i namaz kılmıyor veya kılamıyor. Bu %75’in biran önce namaz kılmasını acil eylem planı olarak hedeflenmeli dedik ve daha çok buna, yani namazla tanıştırma, onun güzellikleri ile insanları buluşturmak hedeflendi. Bununla ilgili olarak Namazın İslam’ın olmazsa olmazı olduğunu anlatmaya çalıştık. Konuyla ilgili olarak peygamberlere ilk emredilen imandan sonra emredilen ilk ibadetin namaz olduğunu anlatan benzeri bilgileri paylaştık.

2. Namazı kılıyorum; ama genellikle sabah namazına kalkamıyorum. Uykuya yeniliyorum. Boşuna değil, sabah ezanına biliyorsunuz ilave yapılmış ve orada denir ki: “Namaz uykudan hayırlıdır” Yine yatsı namazı uykuya yenildiğimiz başka bir namazdır. Ya da meşguliyetlere yeniliyoruz. Namazlarda zaman zaman aksatmalar oluyor, dahası namazı huşu ile tefekkürle, tezekkürle kılınamıyor. Namazda ne söylediğinin bilincinde olarak yani Kuran’da ifade edildiği üzere gereği gibi ikame ederek, dosdoğru kılmak gerekiyor. Deniyor ki “Namaz kılıyorum ama tat alamıyorum.” Bu problemi çözmek lazım, dedik. Bu konuyla ilgili peygamber efendimizin ve sahabeden ilk nesillerden örneklerin anlatılması gerekiyor. Namazın özünde olan tüm tefekkür boyutunu, namazın içini dolduran şeyin ne olduğuna dair bilgileri anlatılmasını ikinci hedefimiz olarak belirledik.

3. Ben bunu genellikle Hz.Şuayb’in namazı üzerinden temellendiriyorum. Bu hedefimiz; Namazın hayatın bütün alanlarını dizayn edip yön vermesidir.Bu uzun vadeli hedefimizdir. Birinci ve ikinci hedefte muhatabımız olan insanların sorunlarını bilinç ile çözmek ve oturtmaya çalışmak, teşvik edici bilgiler vermeye yöneliktir.

Hz.Şuayb’a diyorlar ki; “Şuayb sana namazın mı emrediyor, atalarımızın taptıklarından vazgeçmelisiniz diye” demek ki namaz bir iman ve akaid problemini de çözüyor, bu yüzden tevhid eylemi diyoruz. İnsanlar tevhid eyleminin özüne namaz ile ulaşabiliyorlar.

Yine Hz. Şuayb’a “Mallarımız üzerinde dilediğimiz gibi davranmamızdan namazın mı men ediyor?” diye soruyorlar İşte namazın ekonomiye müdahalesi. Atalarımız derken orada görülen bir dini anlayışı, düşünce, inanç ve yaşam biçimi felsefesi üzerine namazla bir müdahale vardır. Namaz hayatın bütün alanlarını yönlendiren komşuluk, aile ilişkilerinde sanata kadar her şeyimizi yönlendiren bir ibadettir. Mesela Nur Suresinde;

“Öyle adamlar ki onlar, onları ne bir ticaret ne bir alışveriş Allah’ı zikretmek ve namazdan alıkoymaz.” denilmektedir.

Yani namaz insanları öyle hale getiriyor ki sizin ticaretiniz, ekonominiz o namazı etkilemiyor tam tersi namaz onlara yön veriyor. Savaş anında dahi namaz terk edilmiyor tıpkı Bedir Savaşı örnekliğinde olduğu gibi. Ezan okunduğunda Allah Teâla diyor ki peygamber efendimize ordunu ikiye böl, yarısı savaşmaya devam etsin diğer yarısını arkaya al, silahlarını da alsınlar gafil avlanmasınlar bir rekât şeklinde namazını kılsınlar diyor. Yani Savaşta dahi namazın nasıl kılınacağına dair ayetler var. (Nisa suresi 101 – 102 – 103)

Yine siyaset, “Onlara yeryüzünde iktidar verirsek onlar namazı dosdoğru kılarlar zekâtı tam verirler iyilikleri emreder kötülüklerden alıkoyarlar.” Hac 41. Yani namaz hayatın tümünü dizayn eder. Başka bir ayette “Ailene namazı emret, sen de ona sabırla devam et.” demektedir.

Hâsılı; namaz bir müminin hayatında mihenk noktasıdır. Bunları anlatıyoruz, çünkü namaz günde 5 vakit yapılması gereken ameli bir ibadettir. Oruç ayda bir, zekât yılda bir, hac ömürde bir defa yapılıyor ve yetiyor. Bakın namaz ömürde bir değil, yılda bir veya ayda bir değil; Namaz günde beş defa yerine getirilmesi gerekiyor. Namaz bir müminin rabbiyle buluşmasının, rabbiyle muhatap olmasını günde en az beş defa zorunlu kılan farz kılan bir ibadettir. O yüzden namaz kişide bir çeşit değişme, dönüşüme tabi tutmak konusunda en başat ibadet olarak karşımıza çıkıyor. Bu yüzden Namaz merkezli olarak meseleyi ele alalım buradan tutarak yaklaşırsak doğru olacağına inandık.

Namazı dosdoğru kılan bir müminin hayatında büyük bir dönüşüm olacaktır. Tıpkı Allah-u Teâlâ’nın peygamberlere evvela namazı emrettiği gibi önce namaz diyoruz; Hz. Musa’ya evvela peygamberlik veriyor ardından beni hatırlamak için namaz kıl diyor, bakın hemen namaz. İsa peygambere annesinin kucağında konuşma lütfediliyor, farklı yorumlar yapılmakla beraber, ilk kurduğu cümlesi “Ben Allah’ın kulu Meryem oğlu İsa beni rabbim peygamber seçti, yaşadığım sürece namaz kılmamı, zekât vermemi, anneme saygılı olmamı emretti.” Görüldüğü gibi öyleyse namaz diyoruz, önce namaz bir pratik olarak, bir tevhid eylemi olarak… Mümin bu buluşturmayı gerçekleştirirse her namazında imanı pekişecek, Rabbi ile, Kuran ile, İslami hayatla, namazın ona emrettiği ile hayatında sürekli bir gelişme olacak. Bir günü diğerine hatta bir vakit diğerine denk olmayacaktır. Namaz namaz, vakit vakit mümin kendini inşa edip dokuyup geliştirecek. Bütün bu sebepledir buradan başladık ve devam etti.

Kaynak: dusuncemektebi.com

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

ANKET - ARAŞTIRMA