24 Eylul 2018 Pazartesi

Önce gerekçe sonra tahliye

13-01-2018 08:48 Güncelleme : 13-01-2018 10:29

Önce gerekçe sonra tahliye

Mehmet Altan ve Şahin Alpay hakkında Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlali kararının ardından tahliye taleplerinin reddedilmesi tartışmalara neden oldu. Ancak daha önceki uygulamaları örnek gösteren hukukçular, kararın tebliğ edilmesi ve gerekçenin açıklanmasından sonra tahliye için karar verilebileceğini söyledi.

 

Anayasa Mahkemesi önceki gün FETÖ’den yargılanan gazeteciler Mehmet Altan ve Şahin Alpay ile Cumhuriyet Gazetesi Kitap Eki Yayın Yönetmeni Turhan Günay’ın ‘hak ihlali’ gerekçesiyle yaptıkları başvuruları haklı buldu. AYM, Altan ve Alpay için tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği ile ifade ve basın özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmederken, iki sanığın da tahliye edilmesine karar verdi.  AYM kararının ardından Altan ve Alpay’ın avukatları tahliye için davaya bakan mahkemelere başvurdu. Şahin Alpay hakkında İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tutukluluğunun devamına karar verdi. Gazeteci Mehmet Altan hakkında da İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi tutukluluğunun devamına karar verdi. İki mahkemede ret gerekçesinde AYM kararlarının Resmi Gazete’de yayınlanmaması, gerekçeli kararın açıklanmaması ve kararların tebliği edilmemesini gerekçe gösterdi. Mahkemelerin tahliye taleplerini reddetmesi ise tartışmalara neden oldu. Bazı hukukçular AYM kararının tebliği edilmesi ya da gerekçeli kararın yayınlanmasının beklenmesine gerek olmadığını dile getirdi. Önceki uygulamaları hatırlatan hukukçular ise gerekçeli karar olmadan mahkemenin ilhal kararını uygulamayacağını dile getirdi.

Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Vahap Coşkun, tahliye talebinin reddedilmesinin teknik bir mesele olduğunu belirterek “AYM karar metninin internet sitelerinde yer aldığını belirtti. Dolayısıyla mahkeme bunu da bir tebliğ sayıp tahliye kararlarını değerlendirebilirdi. İkinci olarak, eğer ağır ceza mahkemeleri AYM’nin belirttiği hak ihlallerinin ortadan kaldırılması için gereğini yerine getiremezse, o zaman AYM’nin etkinliliği de tartışma konusu haline gelir. Bundan sonraki süreçte insanların AYM’ye başvurmadan AİHM’e gitmek gibi bir sonuç doğurma ihtimali de var” dedi. AYM’nin kararının kesin olduğunu ve ağır ceza mahkemelerinin bunu yerine getirmesi gerektiğini söyleyen Coşkun, “Sorun sadece bir tebliğ sorunu ise bu bir şekilde aşılabilir. Daha önce Tuncay Özkan ve Mustafa Balbay davalarında da bu olmuştu. Muhtemelen şu andaki mahkeme de bu kararın tebliğini bekliyor” diye konuştu.

İHLAL KARARLARI NASIL UYGULANDI?

AYM’nin kararına karşın Mehmet Altan ve Şahin Alpay’ın tahliye taleplerinin reddedilmesi daha önceki uygulamaları gündeme getirdi. 2010’daki refarandumla AYM’ye bireysel başvuru hakkı getirilmesinin ardından birçok davada AYM, hak ihlali kararı verdi. Bazı davalarda tahliyeye hükmetti. AYM’nin tahliyeye hükmetmediği davalarda da yerel mahkemeler hak ihlali olduğu gerekçesiyle tahliye kararı verdi. Ancak tüm davalarda AYM’nin kararı tebliğ edilmeden mahkemeler tahliye kararı vermedi. Bazı davalarda ise gerekçeli karar da beklendi. 

* Balyoz davası sanıklarından gazeteci Mustafa Balbay için AYM 4 Aralık 2013’te hak ihlali kararı verdi. Mahkeme tahliyeye hükmetmedi. Karar mahkemeye ulaşıp, gerekçeli karar yayınlandıktan sonra Balbay 10 Aralık’ta tahliye edildi.

* İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, yine Balyoz davası sanıklarından aralarında Çetin Doğan, Ergin Saygun’un da bulunduğu 236 sanığın başvurusunu 18 Haziran 2014’te haklı bulan AYM’nin kararı mahkemeye aynı gün ulaştığı için tahliyeler bir gün sonra başladı. 

*AYM, 6 Mart 2014’te eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ hakkında tahliye talebinin yeniden görüşülmesi yönünde karar verdi. Gazeteci Tuncay Özkan ile Durmuş Ali Özoğlu için de emsal olan karar tahliye başvurusundan 4 gün sonra uygulandı.

ANAYASA GEREĞİ BEKLENMELİ

Prof. Dr. Ersan Şen: AYM’nin kararına yerel mahkemenin direnme yetkisi yok. Tahliye kararının uygulanması gerek. Ancak hemen kısa karar ile gerekçeli karar olmadan hak ihlali ortadan kaldırılsın demek de doğru değildir. Yerel mahkemelerin o anlamda gerekçeli kararı istemesi beklenmektedir. Bu, zaten hem Anayasa’nın hem de Anayasa Mahkemesi’nin kuruluş kanunun, hem de Anayasa Mahkemesi’nin iç tüzğünün amir hükümleri arasındadır.

DEĞERLENDİRME YAPMAMALI

Hukukun Üstünlüğü Platformu Başkanı Avukat Dr. Mehmet Sarı: AYM kararı hak ihlalini incelemeyi aştı. AYM’nin kuruluş kanununda hak ihlali boyutundan bireysel başvuruya ilişkin kanuna bakınca, sadece kişilerin ihlal olan temel hakları bakımından bir incelemeye değiniyor. Ancak AYM yerel mahkeme kararlarını netice itibariyle içerik denetimine tabi tutuyor. Yerel mahkemenin ifa edeceği delil değerlendirmesi boyutunda bir karar veriyor. Yüksek yargı açısından süper temyiz mahkemesi halinde bir karar verdiği ortadadır.

 

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

ANKET - ARAŞTIRMA