24 Haziran 2018 Pazar

Tıbbın kapitalistleşmesi ve makine insanın ortaya çıkışı:

27-11-2017 09:17 Güncelleme : 27-11-2017 10:21

Tıbbın kapitalistleşmesi ve makine insanın ortaya çıkışı:

İnsan yaşamı ve sağlığını kutsal olarak gören hekimliğin trajik dönüşümü ve bilimselliği ve önceliği sağlığın korunması olan mesleğin, pazarlamacılığa evrilmesinin hazin öyküsü.

Uluslararası ilaç tekelleri ve tıbbi teknoloji üreticisi büyük şirketler dünya pazarını ele geçirmek için büyük bir mücadele içindeler. Bu mücadele tıbbi tanı ve tedavilerin maliyetinin giderek artmasına yol açarken tıbbı üretimin bir aracı haline getirdi.

İnsan yaşamı ve sağlığını kutsal olarak gören hekimliğin trajik dönüşümü ve bilimselliği ve önceliği sağlığın korunması olan mesleğin, pazarlamacılığa evrilmesinin hazin öyküsü.

SAĞLIK İÇİN DEĞİL ŞİRKETLER İÇİN TIP  
Hekimler hastalar için çabalarken bir yandan da sağlık şirketlerinin ticari çıkarlarına hizmet ettiği gerçeği gerçek hekimlerin kaygısını giderek artırmaktadır. İlaç şirketlerinin piyasaya sürdükleri malların satılmasının en önemli aktörü olan hekimler, şirketlerin pazarlamacısı rolüne düşmesi sağlık dünyasında büyük krizlere yol açacak gibi duruyor.

Doktorların muayene odaları, farklı şirketlerin ilaç tanıtım elemanlarıyla, dolapları çeşitleri her gün artan “eşantiyon ilaçlarla” dolup taşıyor.

Bu sürece nasıl gelindi:

80’li yılların ortalarından sonra bilimsel kongreler, örgütlenmeye başladı. İlaç ve tıbbi araç- gereç şirketleri çoğu kongre ve sosyal etkinliklerinin sponsorluğunu üstlendiler ve üstlenmeye devam ediyorlar. Daha sonra katılımcılar için sponsorluklar, turistik yörelerdeki lüks otellerde ilaç tanıtım toplantıları ve çeşitli etkinlikler yapılmaya başlandı. 2000’lerde bazı hekimlere “benim ilacımı yazarsan...” ile başlayan pek çok vaatte bulunulduğu ve bunun da hekimin ilaç yazmadaki tercihini etkilediği bugün gizlenemez durumdadır.

Vahşi kapitalizm, en masum ve temiz kalması gereken alanda da dünyanın dört bir yanında kendi kirli, adi ve insanlık dışı politikalarını adım adım hayata geçirdi.  

Endüstriyel üretimin artması ile gelişen kapitalizm, tarihsel bir saygınlığa sahip tıp mesleğinin konumunu değerlendirmemesi düşünülemezdi ve öyle oldu. Hekim odaklı olması gereken tıbbi alan bir anda kapitalizmin çarklarına takıldı.

Teknolojinin getirdiği yeni tanı ve tedavi olanakları, ilaç ve tıbbi malzeme sektörlerinin gelişimi hekimlerin itibarını farklı alanlarda da artırmasına destek olunca, ilaç şirketleri hekimler dünyasının vazgeçilmezleri arasına girdiler. Ve hekim odaklı tıp, odağını kaybetti.

Kapitalizm geliştikçe, endüstriyel uyumlu ilaç endüstrisinin teknolojisi çerçevesinde inşa edilmiş tıp bilimi sağlığın bütün kurumlarını ve aktörlerini örgütlemeye başladı.

Sağlık iş gücü ve mantığı kurumsal kapitalizm karşısında ETİK dedikleri hassasiyeti giderek yitirdi. 

Günümüzdeki ekonomik ilişkilere dayalı düzen, bütün kirliliği ile sağlık dünyasında da düzenini kurdu.

Sağlık metalaştırıldı, sağlık alanı ilaç, tıbbi araç-gereç, sağlık sigortası ve hastane işletmeciliğini kapsayan ve büyük kârlılık vaat eden önemli bir pazar durumuna geldi. Uluslararası ilaç tekelleri ve tıbbi teknoloji üreticisi büyük şirketler dünya pazarını ele geçirmek için büyük bir mücadele içine girdiler.

Kamusal sağlık hizmetlerinin  yetersizliğini iyi değerlendiren kapitalizm özel hastaneler, turizm kaynaklı sağlık hizmetleri, sağlık merkezleri, şirketlerin en karlı yatırımına dönüştü.

Karlılık büyüdükçe sağlık, büyük sermayenin eline geçti.

Tıbbi  pazar hızla büyüdüğü ve büyütüldüğü için, sağlık şirketlerinin  kârlılık beklentileri bütün ahlaki kaygılarını bir kenara bırakarak frenlenemez oldu.

İlaç ve tıbbi teknoloji üreten büyük şirketler yeni ilaç ve teknolojileri, propagandalarının hedefindeki hekimlere tanıtmak için, araştırma fonlarına, araştırma sonuçlarıyla ilgili ikna kampanyalarına ve tıbbi konferanslara, akademik “fikir önderleri” ve düzenleyici kuruluşlara pazarlama bütçelerinden milyarlarca dolar akıttılar.  

HEKİMLİK NEREDE?

Tıbbi malların payı, hekimlik hizmetlerinin önüne geçti. Teknik  etkinliği artan ve teknolojiye daha bağımlı hale gelen hekimlerin gücü, sermaye yoğun tıp sektörünün artan ekonomik ve siyasi gücü karşısında kaçınılmaz olarak küçüldü. Mesleğin özerkliği azaldı, koruyucu sağlık anlayışı terk edildi.

Bilimsel araştırmaların yararlarını, bu araştırmaların ne kadar gerçekçi olduklarını ve “fikir önderlerinin” önerilerini sorgulayacak zamanları kalmayan hekimler, kendilerini korumak için daha çok tetkik yaptırmaya, bilimsel bilgiye dayalı inisiyatiflerini kullanmaktan kaçınmaya; kendilerini, sistemin dayattığı kurgulanmış algoritmaların uygulayıcısı durumuna indirgeyerek standart bir sağlık üretimine başladılar.

TIP İNSAN İLİŞKİSİ

İş yaşamında makinaların parçası, sosyal yaşamında mekanik tüketiciler haline dönüşen insanların bedenleri de, tamir edilmeye çalışılan biyolojik bir makine gibi algılanır oldu.

Hastaların,  tetkik öncelikli sağlık hizmeti talepleri arttı. Her ne kadar laboratuar incelemelerin tıptaki önemi inkâr edilemezse de biyolojik makina, testlerle, laboratuvar ve radyolojik incelemelerle çözümlenmeye; insan-insan ilişkisi, yerini makinaların ilişkisine terketmeye başladı. Hasta “müşteri” oldu, hasta-hekim ilişkisinin yerini, mekanik bir hasta-tıbbi araç gereç ilişkisi aldı.

ÜRETİLEN HASTALIKLAR / SATIN ALINAN HASTALIKLAR

Sistem, daha fazla mal ve hizmet pazarlamak için,  pazarlama aracı olarak hastalık tanımını genişletip, sağlık tanımını daralttı.

Fiyatının ve miktarının satın alacak olanların ekonomik durumuna göre belirlendiği; sunumun, niteliğin önüne geçtiği, daha çok tetkik ve daha çok ilaç anlayışının egemen olduğu bir hizmet modeli ortaya çıktı.  Tıbbi  hizmet ürünlerinin tümüyle metalaşması ve tıbbi ürünlerin hekimler aracılığıyla pazarlanması,  hekimlerin farkında olarak/olmayarak pazarda pazarlamacı gibi yeni bir rol üstlenmelerine yol açtı. 

Hastanelerde hastalarla beraber doktor kapılarında bekleyen kapı aralandığında hemen içeri girmeye çalışan, hasta olmadıkları bekleme şekillerinden beli, ellerinde çantaları olan insanları görürsünüz, onlar; sayıları belli olmayan binlerce ilaç pazarlamacısıdırlar. Onlar kendilerine tıbbi mümessil diyor. Kapitalist ilaç şirketlerin simsarlarıdır bunlar, şirketler doktorlara ve eczacılara bunlar vasıtasıyla ulaşırlar ve kirli tekliflerini bunlar aracılığı ile yaparlar. Kendi şirketleriyle çalışmasının koşullarını oluştururlar.

YAKICI GERÇEKLER

Rekor büyümeler yapan firmaları kim denetliyor.?

İlaçlar piyasaya sürülürken şartlar nasıl oluşturuluyor.?

Maliyetleri ve fiyatı kim belirliyor.?

İlacın ruhsatlandırılmasının kriterleri var mı?

İlaçların kullanıma sunulmasının reçeteye yazılmasının ilaç firmalarının etkisi ne kadar?

Hastalıklar nasıl manipüle ediliyor?

Hastalıkların propaganda araçları neden yasaklanmıyor?

Hastalıkların tanı kriterleri hastalıklara göre mi belirleniyor?

VEYSEL OCAK

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

ANKET - ARAŞTIRMA