21 Kasim 2017 Salı

Kitap almak ile kitap okumak arasındaki mesafe (I)

15-11-2017 09:28 Güncelleme : 15-11-2017 09:28

Kitap almak ile kitap okumak arasındaki mesafe (I)

Çocuklarımıza okuma alışkanlığı kazandırmak için görüntüde seferberiz. TÜYAP Kitap Fuarı çocuktan geçilmiyordu. O kadar çocuk arasında kitap karıştırana hiç rastlamadım. Karıştırmaktan kast ettiğim, bir kitabın sayfasını ayaküstü, cümleleri içercesine okumak.

Fatma Barbarosoğllu - Yeni Şafak

Çocuklarımıza okuma alışkanlığı kazandırmak için görüntüde seferberiz. TÜYAP Kitap Fuarı çocuktan geçilmiyordu. O kadar çocuk arasında kitap karıştırana hiç rastlamadım. Karıştırmaktan kast ettiğim, bir kitabın sayfasını ayaküstü, cümleleri içercesine okumak.

Anne babalarıyla fuarı gezen çocuklar ziyadesiyle sıkılmış görünüyordu, civar şehirlerden gelenlerin keyfi ise daha ziyade “kafetarya zevki” olarak seyrediyordu. 

Çocukları organize edip otobüslerle kilometrelerce uzaktaki bir kitap fuarına getirmek müthiş bir emek istiyor.

Peki bu emek zayi oluyor mu? Emir demiri keser hükmüyle kağıt üstünde “çocuklar fuara götürüldü” yazısını yazmak için onca  yorgunluğa katlanan öğretmenlerin emeği elbette zayi oluyor. Çünkü kitap almak ile kitap okumak arasındaki mesafe giderek açılıyor. Fuar etkinliği olarak yılda bir defa kitaplarla buluşmak, okuma alışkanlığının kazanılması için yeterli  değil. Kitap ile buluşmanın sürekli olması gerekiyor.

Kitap okuma zevki olmayan öğretmenlerin öğrencilerini kitap ile buluşturmaları ise hiç mümkün değil.

Size bu durumu başımdan geçen bir olay üzerinden anlatmak isterim:

İstanbul’a yakın şehirlerden birinden davet aldım. Daveti yapan müdür bey, okullarında söyleşi yapmamı istiyordu.

Yapılacak işin en iyi şekilde planlanması konusuna azami dikkat sarf ettiğimden, iyi bir program olması için bir okuma atölyesi düzenleyelim dedim. Önce ben öğretmenlerle bir beyin fırtınası yapayım. Onlar bana okullarındaki öğrenci profili hakkında bilgi versinler. Sonra sınıftaki öğrencilerin zevklerine göre üç kitap seçelim ve bir “kitap nasıl okunur?” sorusunun cevabını  bu kitapların izleğinde öğrencilerle beraber arayalım.

Beklediğim cevap maalesef olumlu olmadı. Benim teklif ettiğim program kağıt üzerinde pek şık görünmeyecekti. Tek düze bir şey. Oysa pek çok okul idaresi farklı yazarlar, farklı isimler ve bol fotoğraf eşliğinde “tanıtım” peşinde. Kime neyi tanıtıyorlar işte orası zurnanın zırt dediği yer.

Maalesef idealist öğretmenlerin hayat enerjileri, “tanıtım peşinde” koşan okul idarecileri tarafından gasp ediliyor. Bazen de idealist okul yöneticileri “bu benim görev tanımım içinde yer almıyor” diyen aşırı memur kafalı öğretmenler yüzünden hiçbir hareket imkanı bulamıyor.

Velhasıl idealist yöneticiler ve öğretmenlerin buluştuğu okulların öğrencileri derhal fark ediliyor.

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

ANKET - ARAŞTIRMA