19 Ekim 2017 Perşembe

Dücane Demirtaş / Nuh'un damadı

11-10-2017 09:26 Güncelleme : 11-10-2017 09:33

Dücane Demirtaş / Nuh'un damadı

Tarih okuyorum. Fakat aslında kendime bir tarihçi diyebilmek için yeterli gerekçeleri hiç sıralayamadım. Belki de bunun sebebi elime geçen her şeyin sadece hayata dair canlılığını ifade eden yönüne heyecan duymam ve yine öğrendiğim her şeyi sırf inandığım kategorilere göre ayırt etmem olabilir. Bu nedir diye sorulsa, kendisine kasıtlı anakronizm bulaştırılmış, bir başlangıç ve son arasında bütün bağlamları mahiyet olarak eşitleyen bir tür tarihselcilik derdim.

Tarih okuyorum. Fakat aslında kendime bir tarihçi diyebilmek için yeterli gerekçeleri hiç sıralayamadım. Belki de bunun sebebi elime geçen her şeyin sadece hayata dair canlılığını ifade eden yönüne heyecan duymam ve yine öğrendiğim her şeyi sırf inandığım kategorilere göre ayırt etmem olabilir. Bu nedir diye sorulsa, kendisine kasıtlı anakronizm bulaştırılmışbir başlangıç ve son arasında bütün bağlamları mahiyet olarak eşitleyen bir tür tarihselcilik derdim. Biliyorum bu bir tezat. Çünkü tarihselcilik bizi geçmişteki bir olayın tekrar yaşanmıyacağına ve tarihüstü denen bir şeyin olmadığına ikna eder. Aslında buna da ilmi diyememek için bir gerekçen var mı deseler, en az iptidai olan kadar modern(!) insanın da neden bir başlangıç ve son arasında tarih denen bir kurguyu kaleme aldığını da sorardım. Hatta Antik Mısır'dan Roma'ya ve modern devletlere kadar resmi tarih yazımını da bu sorunun arasına iliştirirdim. &O zaman, kusura bakmayın bayım, bir olayın gerçekliğini ortaya çıkarmak için temel aldığınız bütün bu bağlamlar dahi insanların sadece o ya da bu şekilde inanmak için kurguladıkları hayatlarına, çevrelerine ve zamana yönelik bir anlamdan ibarettir, objektif değildir& diyesim geliyor. Bu düşünceme Kuran'ı dipnot düşmek isterdim, hem de hepsini. Fakat katiyyen bu &aha da keşfettim& hissi veya Kuran'ı bir an önce konuşturma gayreti değil, böyle bir iddiam da yok zaten. Sadece, bir damla olsun akan kani dahi kendi tarafında olanlar ile karşı tarafta olanların arasındaki bu büyük kavganın dışında görmeyen, daha doğrusu her şeyi ama her şeyi bir insan özelinde hep devam eden kavgayla özdeşleşmiş o tarih anlatısına inandım. Kısacası bunun ilmi sahada, Boğaziçi'nin o möhim, isimlerinin önüne p, r, o ve f harfleri konunca aksanı değişen, çakma aydınlanmacı kontenjanından öğretim görevlisi olmuş ve ideolojik bağnazlıkta Klu Klu'larla yarışan çevrede pek karşılığı yok gibi. Bilal hep derdi &abi bu adamları toptan sürsek ya okulu kapatsak caiz midir& el cevap, &caizdir&. Fakat sanırım ilk önce kuzey meydanda &üniverste dee gerriiicciii isstteemmiiyyooruuz!& diye gırtlaktan slogan atacak solcu kız kontenjanı açmamız gerekiyor. Yada yada, şöyle bir ingiliz aksanıyla &ekskuiz mi& diye konuşmaya başlayacak, derslerde en ön safta oturup bacak bacak üstüne atarken hocaya gönderdiği gülücüklerle &bin di sinin gibi dişiniyiriim& heyecanını içinde tutan birileri lazım. Şöyle o saf, cahil, öküz Anadolulu kimliğinden bir an önce kurtulmak için kırmızı atkı ve yuvarlak gözlüğün sağlayacağı derun entellektüalizmden yararlanan birileri.
Bu boğaziçine çakma hırsımı geçersek, ben Nuh'un damadı hakkında konuşmak istiyorum. İlginçtir, Nuh kıssasını içeren Kuran'da 8 ya da 9 sure olması lazım, bunların hepsi Mekke döneminin hicret öncesi en son kısmına tekabül eder. Yani tabiri caizse sayıları bir elin parmakları kadar olmalarına karşın bu kentteki her günleri cehenneme çevrilen müslümanların ha gittik ha gidecez diye gün saydıkları bir zaman aralığına. Tabiri caizse kıssa kabataslak şunu anlatıyor &Hani şu Nuh yok mu Nuh, sizin de bildiğiniz. Hah! İşte o da bizim adamımızdı. Vaktiyle onun da(tıpkı senin halkın gibi) haksızlık, adaletsizlik ve şerefsizlikte üstüne olmayan bir kavmi vardı. (Sen kaç yıl dil dökmüşsün o ne ki) Adam bin yıllık dil döktü, gelin azcık karakterli olun, adam olun adam! Kim ulan yediriyor, içiriyor sizi! Kim koruyor sizi pislik herifler! Kime güveniyorsunuz da böyle şu topraklarda dediğim dedik efendicilik oynayıp ahkam kesiyorsunuz! Allah var ulan Allah! dediydi de (seninle dalga geçtikleri gibi) tiye alıp onunla da dalga geçmişlerdi. (Sana inanan garip guraba fakir fukara insanları şimdi onların hor görmesi gibi) O zaman Nuh'un yanındaki inananları da hor görüp aşağılamışlardı. (tıpkı şimdi senin &yeter gayrı takatım kalmadı& dediğin gibi) Nuh da lanet olsun size diye yakasını silkmişti. Biz de ona &sayıları azda olsa senin yoluna varını yoğunu, yüreklerini koyan şu müslümanlarla bir gemi inşa et, sonra basın gidin, arkada kalanların hesabını ben göreceğim& dedik (tıpkı şimdi sana &kalk git hicret et, geride kalan bu ekabir takımının burunlarını biz sürteceğiz& demek istediğimiz gibi)&
Buna, Kuran'ın tarih aktarımı diyoruz yani elimizdeki tüm veriyi, maksadın dışındaki her şeye kasıtlı bir karartma uygulayarak ana, duruma göre yeniden kurgulama, yeni bir tarih yazma metodu. Dünya ak ve kara diye ikiye ayrılmış, ya bu taraftasın ya da karşı tarafta.
Fakat kıssa içerisinde, Hz. Nuh ve damadı arasındaki kısa bir diyalogla baş başa kalıyoruz. Bu tam da bildiğimiz hayırsız damat profiline uygun bir tip. (Tabi tarih boyunca istisnaların olduğunu hatırlatarak, müstakbel kayınvalideme ve kayınbabama hürmetlerimi sunuyor, ellerinden öpüyorum.) Hz.Nuh'un ailesinden olmasına karşın bu damat müsveddesi kafir/müşriklerin safında yer tutuyor ve tufan kavmini helak ederken dahi &şu dağa tırmanıp kurtulurum& kibriyle babasının uzattığı iman/kurtuluş elini küfür inatçılığıyla havada bırakıp dalgaların arasında boğulanlardan oluyor. Hz.Nuh ise &Rabbim, o benim ailemdendi& diye bir evladın kaybedilmesine duyulan yürek yangınını dile getirirken ayet hemen Hz.Nuh'un sözünü kesiyor ve &Ey Nuh! Seni cahillerden olmaman için sakındırırım! O senin ailenden değildir!& diyor. Muhtemelen bu ayetler Mekke'den henüz hicret edecek müslümanlara, &artık geride kalan ve azabın başlarına ne zaman geleceği bilinmeyen şu yakınlarınız ananız babanız evladınız damadınız ve akrabalarınız dahi olsa onlara yönelik yürek yangınlarınızı söndürün! Onlar sizin ailenizden değil! sizin aileniz bu davaya beraber omuz vermiş, varıyla yoğuyla birlikte direndiğiniz müslüman kardeşlerinizdir!& minvalinde bir anlama tekabül ediyor olabilir, Allahualem.
Damat mı demişim ben, pardon o oğlu olacaktı

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

ANKET - ARAŞTIRMA