19 Ekim 2017 Perşembe

Ali Haydar Haksal / Hakikatin Gücü, Güç’ün Sonu

11-10-2017 08:47 Güncelleme : 11-10-2017 08:51

Ali Haydar Haksal / Hakikatin Gücü, Güç’ün Sonu

İnsanların ve milletlerin dayanakları hakikat olduğu sürece gelecekleri sürekli ve kalıcı olur. Hakikat, yani hak insanlığın ana doğrultusu ve asıl yönü. Zamanın eskitemediği, yıpratamadığı gerçek.

Ali Haydar Haksal - Milli Gazete
 
İnsanların ve milletlerin dayanakları hakikat olduğu sürece gelecekleri sürekli ve kalıcı olur. Hakikat, yani hak insanlığın ana doğrultusu ve asıl yönü. Zamanın eskitemediği, yıpratamadığı gerçek.
 
İnsanlığın dünyasını bulandıran, kaosa dönüştüren, içinden çıkılamaz kılan hakikat dışılık. Onunla yaşamak ve yol almak bunalımlara iter. Allah’ın insanlığa sunduğunun aksini yapma ve yaşama tutkusu, hastalığı bulaşıcı olur. Karanlık karanlığı çeker, sürükler, sona gelmeyen uçurumlara iter.
 
Hakikat hiçbir zaman değerini yitirmez, yitmez kalıcıdır.
 
Büyük İslâm medeniyetinin gücü hakikate dayanıyor olması asıl gücü oluşturur. Sönmeyen güneş gibi, sonsuz okyanuslar gibi, bereketli topraklar gibi güç verir, hayat sunar, huzur verir.
 
Hak ile şer arasında bir savaş yok, olamaz. Şerrin Hakk’a karşı bir savaşı, çekemezliği var. Bu, doğal, kendisine alan bırakmadığı için. Şer, yani kötülük, yani hayat dışılık insanlığı sürükleyen bir başka gerçek. Şeytani olan yön ve yol. İnsanlığı yanıltan, aldatan bir hayat tarzı. Şeytani olan, ne denli alımlanırsa alımlansın, ne kadar çekici olursa olsun göründüğünden çok daha tehlikelidir. Bu, nefsi kışkırtan, kabartan bir bakış ve yaşayış. Kötülükleri barındıran bir bulamaç. İnsanlığın üzerine yapışan ve çıkmayan kara bir zift. Günah çukuru. Bulaşılmaya görsün, insanın yakasını bırakmaz.
 
İnsanı belli bir düzlemde tutmaz, şaşırtır, yanıltır. Sürekli arayışlara iter, ama hiçbir zaman sağlıklı bir sonuca erdirmez.
 
İnsanın kendine olan güvenini yitirtir. Şaşkın hâle getirir. Günün dalgalarına kapılmaya iter. Bir günü diğerini tutmaz. Sözünün, gönlünün sahibi değil. Daldan dala konar, göçer, belli bir mekânı olmaz. Bir insan ömrünün değişkenliği, bir tutumu olur.
 
Şer, yani kötülük bazen çok güçlü ve zalim, bazen çok mazlum ve yanıltıcı, gönül ve ruh çelici. Doğruları çıkara odaklı. Çıkarı tükenince zulüm dişlileri belirir, asıl yüzünü o zaman gösterir.
 
Dış güzellikler, yapaylıklar yanıltıcıdır. Bir zaman sonra boyaları dökülen nesnelere benzer. İnsanların insanları terk edişlerinin tek nedeni de budur. Çabuk eş değiştiren erkekler gibi.
 
Biz gerçeğimize ve hak olanına hakikatimize yüzümüzü çeviririz. Oradayız ve asla bir başka yol tutturmayız, ondan asla vazgeçmeyiz. Hakikatin savaşı olmaz, yaşanır, tebliğ eder.
 
Hayatımız bir aşk ve vecd hâlidir.
 
Hakikatin gücü kendinde saklı. İnsanlığı, huzuru, mutluluğu ve esenliği. Geleceği ve kalıcılığı.
 
Hakikatin kapıları sürekli açık ve ferahlatıcı. Gönül açıcı, dinlendirici. Onda iyilik ve güzellikler süreklidir, uzun solukludur.
 
Hakikat insanlığın yaşama, huzur ve mutluluk alanı.
 
Hayatı inanılır ve güvenilir kılan insanın kendisidir. Kendine güvenen, inanan yolundan asla sapmaz. Zorlukları göze alır, çileye razı olur. Bilir ki bu yol ve yön onun geleceği, umudu, hayırlı olan sonudur.
 
Güzel söz hak olandan doğar, davranış ve yaşayışlar da.
 
Batı’nın karanlık ruhu kendini güçlü gösterir. Göstermek zorunda. Böyle davranmasa sonunun geleceğini iyi bilir. İyiliklerin ve güzelliklerin üstünü örtmesi, karanlığa sürükleme çabası boşuna değil.
 
Bizim görevimiz aydınlık ruhumuzu hakkıyla yaşamak. Yaşayışımız bizim örnekliğimizi gösterir. Kimin ne yapıp ettiği önemli değil.
 
Hakikat ışığı zaten karanlıkları er ya da geç dağıtır.
 
Güzellikler çirkinlikleri hayat dışı bırakır.
 
Hakikatin güzelliği içindedir, saklıdır. Yaşandıkça bilinir ve anlaşılır. Tadı da, lezzeti de kendisindedir. Hakikatin sırrına ermek, anlamak için dışımıza bakmak yeterlidir.

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

ANKET - ARAŞTIRMA