18 Aralik 2017 Pazartesi

Quo Vadis Filistin?

11-10-2017 08:40 Güncelleme : 11-10-2017 08:42

Quo Vadis Filistin?

“Başkan Mahmud Abbas Gazze’nin ATM makinası olmayı kabul etmeyecek. Ya Gazze’deki herşey tamamen onun kontrolünde olacak ya da hiçbir şey olmayacak.” Mecid Fityani, Fetih Devrim Konseyi Başkanı

Süleyman Şahin - Gerçek Hayat

“Başkan Mahmud Abbas Gazze’nin ATM makinası olmayı kabul etmeyecek. Ya Gazze’deki herşey tamamen onun kontrolünde olacak ya da hiçbir şey olmayacak.”

Mecid Fityani, Fetih Devrim Konseyi Başkanı

Filistin’in selameti açısından olması gereken buydu. Nitekim daha önce de denenmişti. 23 Nisan 2014’te benzer bir milli mutabakat metni imzalanmış hatta 2 Haziran 2014’te hükümet aşamasına bile gelinmişti. Ancak bu mutabakat fazla yürümedi. Fetih ile Hamas arasındaki sorunlar bir türlü aşılamadı. Tarih tekerrür etti ve üç yıl sonra yeniden aynı noktaya gelindi. 17 Eylül 2017 tarihinde İdari Komite’yi feshettiğini duyuran Hamas, Gazze’yi Filistin hükümetine devredeceğini açıklayarak tekrar milli mutabakat hükümetine yeşil ışık yaktı. Bunun üzerine 3 Ekim’de Gazze’ye geçen Ramallah kabinesi yetkileri devraldı. Filistin Başbakanı Rami Hamdullah’ın konuya ilişkin açıklaması şu oldu:

“Bugün önemli, tarihi bir anı hep birlikte yaşıyoruz. Ayrılıklarımızı bir kenara bırakıyor, yaralarımızı sarmaya başlıyor ve milli menfaatlerimizi her şeyin üzerine çıkarmış bulunuyoruz.”

Sisi kutladı, Netanyahu şart koştu

Filistin’in milli mutabakatını kutlayan ilk isim Mısır Devlet Başkanı Abdülfettah el Sisi oldu. Gazze’deki Hamas ve Fetih liderlerine video kaydı olarak iletilen mesajda Sisi şöyle diyordu:

“Bütün dünya Filistin toplumunun bütünleşeceği bu mutabakat için sizin göstereceğiniz çabayı bekliyor. Bu yolda bütün engelleri aşma kararlılığınızı takdir ediyor. Bölgede barışı gerçekleştirmek için bir şans mevcut. Bu barış bütün tarafların bir araya gelmesiyle oluşacak. İnanıyorum ki dünyanın büyük güçleri bu barış için desteklerini esirgemeyecekler. Özellikle Filistinli tarafların barış için diyaloğun önemini kavradığı şu vakitte.”

İsrail Başbakanı Netanyahu ise şartlı bir kabul sürecinden bahsediyordu. Netanyahu’nun üç şartı vardı: İsrail’in bir Yahudi devleti olarak tanınması, Hamas’ın askeri gücünü lağvetmesi ve İran ile tüm ilişkilerin kesilmesi. Netanyahu’nun açıklamasına Hamas sözcüsü Fevzi Berhum tarafından verilen cevap ise şu minvaldeydi:

“Ana amacı Filistin toplumunu bölünmüş halde tutmak olan İsrail işgal devleti, Filistin’in birliğinden dezavantajlı çıkacak tek taraftır.”

Mısır istihbaratının gölgesinde

Milli mutabakat için taraflar Gazze’de bir araya geldiğinde Mısır İstihbarat Şefi Halid Fevzi de oradaydı. Milli mutabakatı resmen ilk kutlayan Sisi demiştik ya, laptopunu açıp Sisi’nin kutlama mesajını Filistinlilere izleten isim Halid Fevzi’den başkası değildi. Mısır istihbaratının gölgesinde gerçekleşen bir mutabakattan bahsediyoruz. Buyrun, Hamas resmi sitesinden okuyalım. “Haniye Mısır İstihbarat Şefini konuk ediyor” başlığı altında şunlar yazılı.

“Hamas siyasi büro şefi İsmail Haniye Salı günü Filistin haklarının savunulmasında Mısır’ın oynadığı tarihi rolün altını çizmek üzere Mısır İstihbarat Şefi Halid Fevzi ile bir araya geldi. Haniye Filistin’in bütünleşmesi yolunda Mısır’ın gösterdiği çaba ve duruşun takdire şayan olduğunu belirtti. Mısırlı yetkililerin mutabakat insiyatifini bütün detaylarıyla ve gerçek bir hevesle takip ettiğini ifade eden Haniye, bu durumun Filistin’i ilgilendiren tüm konularda Mısır’ın olumlu tavrını yansıttığını dile getirdi. Ayrıca Filistin’in bütünleşmesi ve ayrılığın ebedi olarak sona ermesi noktasında alınan mesafenin bu ziyarete tarihi bir anlam kattığını ifade etti. Hamas’ın Gazze’deki idari komiteyi iptal ederek mutabakat için sorumluluğunu müdrik adımlar attığını söyleyen Haniye, yeniden milli mutabakat hükümetinin kurulmasında ve genel seçimlerin yapılması yönünde üzerine düşeni yaptığını sözlerine ekledi. Mısır İstihbarat Şefi de Haniye’ye Filistin toplumunun birliğini gerçekleştiren insanlar olarak tarihe geçeceklerini ifade etti.”

Bu mutabakat devam eder mi?

Mutabakat denilen şey, iki tarafın bir şekilde kendini sorgulayarak geldiği süreci ve bu sürecin sonunda buluştuğu ortak noktayı ifade eder. Taraflardan birine yahut ikisine birden koşullar dayatılarak da bir mutabakat görüntüsü oluşabilir. Ancak bu görüntü aldatıcıdır. Tıpkı 2014 yılında olduğu gibi. Mevcut mutabakat gerek Hamas, gerekse Fetih tarafından sindirile sindirile geçilmiş bir sürecin ifadesi değildir. Bunun en somut örneklerinden birisini verelim. Tarih 7 Eylül 2017. Hamas sözcüsü Fevzi Berhum tarafından yapılan açıklama şöyle.

“Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

Basın Açıklaması

Hamas sözcüsü Fevzi Berhum şu açıklamayı yapar:

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın Gazze Şeridi’ndeki Tarım Bakanlığı personelini zorunlu emekliliğe sevki,  insanımızın azmine ve onların direniş gücüne karşı yapılmış bir hamledir. Bu durum, sadece İsrail İşgalinin ajandasında yazılı menfaatlere hizmet edecektir. Başkan’ın bu türden adımlar atması milli mutabakat söyleminin altındaki sahte niyetleri ortaya koyan açık bir delildir. Bu yüzden Abbas’ın Gazze’ye dönük keyfi politikalarına cevap verecek birleşik bir Filistin Milli Konseyi’nin toplanması artık bir gereklilik halini almıştır.”

Silah kimde olacak?

Milli mutabakat kavramının içini doldurmak ve aradaki pürüzleri gidermek amacıyla önümüzdeki günlerde Kahire’de bir araya gelecek tarafların bu toplantıdan beklentileri uyuşmak zorunda. Hamas’ın ve Fetih’in ajandasında üç temel konu görünüyor. Bunlar geçişler, güvenlik unsurları ve hükümet çalışanlarının durumu. Ancak asıl sorun güvenlik unsurlarının durumu olarak göze çarpıyor. Mesele şu: Gazze’de silah kimde olacak? Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin Kassam Tugayları varlığını sürdürecek mi? Abbas bu konuda tavizsiz. “Ramallah yönetimi Gazze’de herşeyi teslim almalı” görüşünde ısrarcı. “Gazze’de tek devlet, tek rejim, tek yasa ve tek silah olmak zorunda” Abbas’a göre. 2 Ekim’de Mısır CPC Televizyonu’na verdiği bir mülakatta “Gazze’de Hizbullah benzeri askeri bir yapılanmayı kabul etmeyeceğim” diyerek bunu teyit etmiş durumda. Abbas’ın adamı, Fetih Devrim Konseyi Başkanı Mecid Fityani de “Gazze’deki her silah ve her kurşun Ramallah’ın denetimi altında olmalı” görüşünde. Hamas’ın çözümü ise Gazze’deki lideri Yahya Sinvar tarafından deklare edilen “milli ordu” modeli.

“Kassam Tugayları ile Gazze’deki diğer silahlı gruplar arasında zaten bir koordinasyon mevcut. Bunlar Filistin Milli Ordusu şeklinde yapılandırılabilir” Sinvar’a göre.

Geçenlerde Moskova ziyaretini gerçekleştiren heyetin lideri, Hamas’ın önde gelen isimlerinden Musa Ebu Merzuk’a göre ise “Savaş ve barış gibi milli meselelerde Hamas ile Fetih aynı sorumluluğu, aynı hassasiyeti paylaşıyor. Ancak Kassam Tugayları mevzusu daha önce masaya gelmiş değil.”

İsrail Başbakanı Netanyahu’nun değerlendirmesinde dikkat çeken üç şarttan birinin “Hamas’ın askeri gücünü lağvetmesi” olması da konuya başka bir boyut katıyor.

Dahlan’dan Siyonizme uzanan hat

Taraflar ya Kahire’de toplanıyor, ya da Mısır İstihbarat Servisi’nin gözetiminde başka bir yerde. Milli mutabakattan bahsediliyor ancak henüz masaya konmamış ciddi meseleler var. Yine milli mutabakattan bahsediliyor ancak herkes öncelikle kendi gardını alma telaşında. Abbas’ın derdi Hamas’ı silahtan arındırıp olası bir ihtilafta tekrar kendisine rakip olmasını engellemek. Gazze’yi bir daha Hamas’a bırakmak istemiyor ve bunun yolu silaha sahip tek güç olmaktan geçiyor. Hamas’ın durumu ise çok kritik. Elektrik, su, gıda ve tıbbi destek gibi en hayati ihtiyaçları temin etmekten uzak haliyle her türlü opsiyona açık bir yapıdan bahsediyoruz. Gazze mahrumiyetler içinde can çekişirken Hamas da intihara doğru sürükleniyor. Bütün pazarlıkların arkasında Sisi var görünüyor. Ondan sonrası puslu bir görüntü gibi dursa da hikâyeyi bilen biliyor. Dahlan bu oyunun her zaman içindeydi, hep içinde olacak. Ötesi Birleşik Arap Emirlikleri, daha ötesi ise Siyonist yapılar. İşte bu yüzden İsrail basınında çıkan şu haberler dikkatimizi çekmek zorunda. Tarih 13 Haziran 2017. Haaretz gazetesinde Barak David imzalı haberin başlığı şöyle: “İsrailli bakanlar Gazze’nin dışında yapay bir ada üzerinde yapılacak liman inşaatını destekliyorlar.” Yine aynı gazetenin 29 Haziran 2017 günkü nüshasında çıkan Zvi Bar’el imzalı yazıda ise liman fikrinin gerçekte kime ait olduğu şu sözlerle vurgulanıyor:

“Amaç, Mısır ve İsrail kaynaklı yaptırımları kaldırıp Birleşik Arap Emirlikleri’nin parasıyla yeni bir elektrik santrali ve daha sonra da bir liman inşa ederek Muhammed Dahlan’ı başa getirmek.”

kaynak: Gerçek Hayat

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

ANKET - ARAŞTIRMA