21 Temmuz 2018 Cumartesi

Gençler meslek liselerini küçümsüyor ancak 5 sene sonra ne olacak?

02-08-2017 08:02 Güncelleme : 02-08-2017 08:05

Gençler meslek liselerini küçümsüyor ancak 5 sene sonra ne olacak?

'Okul tercihleri başladığında birkaç gençle tercih konusunda sohbetimiz oldu. Dikkatimi çeken ortak noktaları meslek liselerine yönelik düşünceleriydi. Meslek liselerini küçümsüyorlardı.'

Yaşar Süngü - Yeni Şafak

Üniversiteye devam etmeyi düşünmeyen gençlerin bile tercihi değil meslek liseleri.

Meslek liseleri zaten tercih sıralamasında bile yoktu.

Hiçbir okula giremeyenlerin sığınağı haline gelmişti.

***

Bu süreçte gelinen nokta 28 şubat darbecilerinin başarısıdır!

Türkiye’de ekonomiye vurulan en büyük tokat, 28 Şubat süreciyle başlayan post modern darbeyle gerçekleştirildi.

Bugün Türkiye’de işsizlik kronik bir hal aldıysa, meslek liselerine gençleri gönderemiyorsak, milyonlarca diplomalı ama elinden hiçbir şey gelmeyen liseli ve üniversiteli genç varsa bunun en büyük suçluları 1997 yılındaki 28 şubat darbecileri ve o darbecileri destekleyen iş dünyasıdır.

1997’de başlayan 28 Şubat sürecinde meclis dışı gayrı meşru güçlerİmam Hatip Okullarını doğrudan kapatmaya cesaret edemedikleri için toptancı yaklaşımı tercih ettiler ve Meslek liselerini itibarsızlaştırdılar.

***

Bu eğitim açmazından nasıl kurtulabiliriz?

Bu soruyla ilgili kafa yoran bir sanayici Atiker Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Atiker, Konya’da bir yerel basın kuruluşuna açıklama yapmış.

İş dünyası gözüyle sorunları tespit etmiş ve bir takım önerilerde bulunmuş.

Söyledikleri dikkate ve üzerinde düşünmeye değer:

Çözüm tarafında yer alan idareci ve siyasilere bir de buradan aktarmak istiyorum:

Birçok ülkeye ihracat yapan ve hızlı büyüyen bu şirketin patronu ne diyor bakalım;

“İşçi noktasında en büyük sıkıntı gençlerin sanayide çalışmak istememesi.

Aileler de çocuklarının sanayiye gitmesini istemiyor.

Çocuklarının memur olmasını, müdür olmasını istiyor.

Gençliğin yüzde 80’i okuyup masa başı iş istiyor.

Okumayacak/okuyamayacak durumdakiler bile adeta zorla okumaya bir diploma sahibi olmaya çalışıyor.

Bizim fabrikamızda 800 kişi çalışıyor. Masa başında çalışan kişi sayısı 30.

Bu durumda iş beğenmeme noktasına gidiyor.

Bundan bir an önce dönülmeli.

Türkiye’yi ve Türk sanayicisini daha büyük sorunlar beklemeden bir an önce dönülmeli hem de.

Öncelikle Açık Lise ve Açık Üniversite yanlışından dönülmeli.

Çünkü bu kurumlar hem ailelerin hem çocuklarımızın yanlış yönlendirilmesi anlamı taşıyor. Türk sanayisinin bitmemesi için buradan başlamakta yarar var “.

“Gençler ve aileleri belediyeye veya devlet kurumlarına girebilmek için uzun süre işsiz gezmeyi bile göze alıyor.

Türkiye’nin işsizlik gibi bir sorunu yok. İş beğenmemek gibi bir sorunu var.

Kalifiyeli elemandan öte vasıfsız eleman bulmakta sıkıntı yaşıyoruz.

Gelen kişiler. ‘Masa başı iş ve 3 bin 500 TL maaş istiyorum’ diyor.

Üniversitenin lise kısmından makine mühendisi veya elektronik mühendisi olan arkadaşlarımız hiçbir şey bilmiyor.

Bu mühendislerin sanat okulundan geçmesi gerekiyor.

Bundan sonra sanat okullarına ve teknik liselere teşvik olarak iki ay askerliğini kısa yapması katkı sağlayabilir.

Mesleki Eğitimi teşviki noktasında herkes şapkasını önüne alıp düşünmeli”

***

“Okulu bitiren gençlerin çoğunun ne yabancı dili, ne de branşından ihtisası var. Sadece elinde bir diploması var.

Dersi çalışan da çalışmayan da geçiyor.

Üniversite mezunları mühendiste olsa masa başından sahaya inmek istemiyor.

Devlet de 5 sene daha adam alabilir. 5 sene sonra bu kadar üniversite mezunu ne olacak.

Biz nasıl ki bir zamanlar çalışmak için Avrupa ülkelerine gittik onun gibi çalışması için yurt dışından eleman getirmek zorunda kalacağız.

Gidişat bunu gösteriyor”.

***

“Biz Avrupa’nın yapmadığı hamallık işlerini yapıyoruz.

Yetişmiş insan gücümüz yok.

Gençler hiç ilgisi olmayan alanı okumuş.

Türkiye’de ihtiyaç neyse o branşta okuması için gençlerin yönlendirilmesi gerekiyor”.

***

Bu konuda en masum taraf gençler.

Ve bu sorun tek taraflı bakılmayacak kadar ciddi.

Herkes nalıncı keseri gibi kendine yontmayacak, elinden geleni yapacak.

Şimdi çözüme odaklanma zamanı.

Ne diyor İstiklal şairimiz Mehmet Akif;

Âtiyi (geleceği) karanlık görerek azmi (mücadeleyi) bırakmak... 

Alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak. 

Ye’s (ümitsizlik) öyle bataktır ki; düşersen boğulursun. 

Ümîde sarıl sımsıkı, seyret ne olursun!

Kaynak: Yeni Şafak

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

ANKET - ARAŞTIRMA