27 Haziran 2017 Salı

Suûdî ulemasına göre Ehl-i Sünnet

15-06-2017 08:35 Güncelleme : 15-06-2017 08:35

Suûdî ulemasına göre Ehl-i Sünnet

Bu ülkenin ulemasının bu konuda; yani Ehl-i Sünnet olmak için Muhammed b. Abdulvehhâb’ın yolundan gitmek ve onun İslam anlayışını tıpatıp alıp kabullenmek gerektiği, bunun şart olduğu konusunda yazdıkları kitaplar, makaleler ve verdikleri fetvalar sayılamayacak kadar çoktur.

Hayrettin Karaman - Yeni Şafak

Suûdîlerin sebep olmada başı çektiği bir krizin dînî-mezhebî arka planında başka nelerin olduğunu  görmek için bu ülke ulemasının baştan beri Ehl-i Sünnet anlayışını ve ümmetin kahir çoğunluğunun mensup bulunduğu Mâturidiyye ve Eş’ariyye mezheplerini Ehl-i Sünnet dışına atmış bulunduklarını bilmek gerekiyor.

Bu ülkenin ulemasının bu konuda; yani Ehl-i Sünnet olmak için Muhammed b. Abdulvehhâb’ın yolundan gitmek ve onun İslam anlayışını tıpatıp alıp kabullenmek gerektiği, bunun şart olduğu konusunda yazdıkları kitaplar, makaleler ve verdikleri fetvalar sayılamayacak kadar çoktur.

Ehl-i Sünnet'in kaleleri olan bu iki büyük mezhebi “bid’at mezhepleri, İslam’ı anlamada doğrudan sapmış mezhepler” olarak ilan etmek, kendi mezheplerini bütün dünyada yaymak için canla başla çalışmak, milyarlarca doları akıtmak bu ülkenin ulemasının ve yöneticilerin öncelikleri arasındadır. Ve merhum Karal Faysal’ın katledilmesinin sebepleri arasında onun, bu taassubu yumuşatma teşebbüsü, İslam dünyasından mutedil (Vehhâbî olmayan) bazı âlimleri ülkesine davet edip üniversitelerinde öğretim üyesi yapması da vardır.

Durum böyle olunca İhvan’ı ve Hamas’ı terörist ilan etmek, Katar’ı da bunları koruduğu ve desteklediği için teröre destek veren ülkeler arasında saymak, arkasından da Mısır ve BAE ile birlikte abluka kararı almak daha kolaylıkla atabilecekleri bir adımdır.

İbretlik bir kararları da mücahid alim Yusuf Kardâvî’yi terörist önderler listesine almaları yanında onun kitaplarına ek olarak şu zevatın kitaplarını da yasaklayıp kütüphanelerden ve okullardan toplatma kararı almalarıdır:

Mevdûdî, Mâlik b. Nebî, Abdulkadir Ûdeh, Mustafa es-Sibâ’î, Enver el-Cundî, Hasen et-Türâbî.

Bir ülkenin uleması ve kanaat önderleri bu ölçüde bir ayrımcılık ve bağnazlık içine düşerlerse, bir ülkenin yöneticileri yerlerini koruyabilmek için yabancılara güvenir, dayanır ve onlara tavizler verirlerse hem İslam düşmanlarının hem de İslam ülkelerini sömürmek isteyenlerin -ki bunlar Avrupa ülkeleri ve ABD’dir- bu durumdan istifade etmeleri, ümmeti birbirine düşürmek için planlar yapıp hizmetçilerine uygulama emri vermeleri  kaçınılmazdır.

Cumhurbaşkanımız'ın isabetle kaydettiği gibi “İslam ülkeleri birbirine düşüp çatışırsa bu kavganın kazananı olmaz”.

Evet, bir kazanan vardır ama bu, ümmet değildir, Müslümanlar değildir; onların düşmanlarıdır, gözü doymaz zalim ve vicdansız sömürücü ve sömürgecilerdir.

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

ANKET - ARAŞTIRMA

Türkiye Katar'a asker göndermeli mi?

EVET
HAYIR