27 Haziran 2017 Salı

'Yalnızlık!'

14-06-2017 15:36 Güncelleme : 14-06-2017 15:36

'Yalnızlık!'

Yeni Şafak / Aydın Ünal

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, kendisinin de dile getirdiği yalnızlığı 'kimsesizliğinden' kaynaklanmıyor.

Eşi Sayın Emine Erdoğan, çocukları, torunları her an Erdoğan'la birlikteler; her an, Erdoğan'ın kavgasının içindeler.

Cumhurbaşkanı'nın yanında çok sayıda çalışanı var; kurucusu olduğu bir parti, o partinin Türkiye'ye ve dünyaya yayılmış ve Erdoğan'a gönülden bağlı teşkilatı var.

Dünya üzerinde belki milyarlarca seveni var Erdoğan'ın; milyonlarca tutkunu var.

O'nu görmeyi, iki kelam etmeyi, elini sıkmayı, hatta bir anlık göz teması kurmayı büyük bir mutluluk, çok büyük bahtiyarlık vesilesi olarak gören epeyce insan var.

Kürsüye çıktığında O'nu pür dikkat dinleyen, meydanlara çıktığında O'nu görmenin sevinciyle kendinden geçen, sokağa çıktığında O'na dokunmak için can atan geniş yığınlar var.

Bunu en çok da bir Umre sırasında müşahede etmiştim: O'nu, sevenlerinden 'koruyabilmek' için, Suud Polisi Kabe Avlusu içinde etten duvar örmek zorunda kalıyordu. Oluşan izdiham nedeniyle Erdoğan sadece bir umre yapabiliyor, mü'minleri rahatsız etmemek için, avluda Kabe'yi seyredebilme saadetinden bile mahrum kalıyordu.

Yine de yalnız Erdoğan... Kalabalıklar içinde yapayalnız...

Yalnızlığı kimsesizlikten değil... Yalnızlığı, anlaşılamamaktan...

Derdini, meselesini, davasını, kavgasını çok sarih, çok açık, çok anlaşılabilir şekilde anlatıyor oysa... Ama yine de anlaşılamıyor...

“Cesur olun!" diyor Erdoğan, “haklıysanız, Allah'tan başka hiç kimseden korkmayın!" diyor... Ama her seferinde, kalabalıkların önüne bir cesaret abidesi olarak geçmek zorunda kalıyor.

“Dik durun!" diyor Erdoğan, “yalpalamayın!" diyor... Ancak, her seferinde, her arkasını döndüğünde, eğilip bükülenleri, kırılıp dökülenleri görüyor.

“Özgüvenli olun!", “İnanıyorsanız, üstünsünüz; başınızı öne eğmeyin!" diyor Erdoğan, ama her seferinde, Allah'ı unutup fani güçlere boyun eğenleri, ezilenleri, kimliğini, kişiliğini, imanını pazarlayanları görüyor.

O büyük kalabalıklar içinde, mütemadiyen hayal kırıklıklarına şahit oluyor, ihanetlere maruz kalıyor, naz, kapris, kompleks, küskünlük, kırgınlıkla mücadele ediyor Erdoğan...

En çok da, “her nerede olursanız olun, işinizi yapın, işinizi iyi yapın!" diyor Tayyip Erdoğan... İş bulduğu gün müsteşar olmak isteyen, teşkilata girdiği gün milletvekili seçilmek isteyen, seçildiği gün bakan olmak isteyen, ders anlatmak yerine müdür, hasta bakmak yerine başhekim, nöbeti iyi tutmak yerine emniyet genel müdürü olmak isteyen, yerleri iyi süpürmeden belediye başkanı, ilçesini yönetemeden vali olmak isteyen, masayı iyi silmeden genel müdür, kısayoldan zengin, okumadan yazar, bayrak bile asmadan lider, çalışmadan emekli olmak isteyen, kifayeti olmadan ihtirasla kavrulan, oturduğu her koltuğu kendisine hak görüp ilk günden yükseklere gözünü dikenleri, “benim neyim eksik ki" diye işini yapmak yerine kapı kapı dolaşanları, makam isterken çok cesur, ama işini yaparken korkanları, risklerden çekinenleri, tehditlere boyun eğenleri görüp, nutuk atarken pek hamasi, kavga ederken sıvışanları görüp, muhtemeldir ki, yalnızlığını daha da çoğaltıyor Erdoğan...

Kriz olduğunda, kavga olduğunda; cesaret, ataklık, heyecan, aşk, tutku gerektiğinde; dava için öne çıkmak, sonunu düşünmeden öne atılmak, korkmadan, kılıcını çekip, “Ya Allah" deyip sorunun üzerine atılmak lazım geldiğinde, dengeleri, konjonktürü, imajını, mülkünü, evladını, istikbalini hesaplayıp deliklere saklananları görünce; “Nasıl olsa Erdoğan gelir, kavgayı verir, meseleyi çözer" diyen konfor düşkünlerini görünce daha da yalnızlaşıyor Erdoğan. Tek başına elde ettiği zaferlerin kutlamasında, deliğinden çıkıp birbirini ezen sahte kahramanların kalabalığı yalnızlığını gidermiyor Erdoğan'ın, daha da artırıyor.

“Yaşayacaksak adam gibi yaşayalım, öleceksek de adam gibi ölelim" diyor Recep Tayyip Erdoğan ve öyle yürüyor. Ama bu basit ilkeyi, polisinden askerine, işçisinden memuruna, yoksulundan zenginine, bakanından milletvekiline, bürokratından siyasetçisine kadar, anlatmakta zorlanıyor Erdoğan.

“İşinizi yapın, hem de iyi yapın, cesaretle yapın" öğüdünün daha fazla anlam ifade ettiği bir başka dönem var mıdır bilmem. Ama tek çıkar yolun bu olduğu aşikar...

Kıymetini bilmezsek, Allah bizden yeni bir kahramanı esirger; Erdoğan'ın yalnızlığı vuslatla bitince, işte o zaman bizim, milletimizin yalnızlığı başlar.

Kaynak: Yeni Şafak

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

ANKET - ARAŞTIRMA

Türkiye Katar'a asker göndermeli mi?

EVET
HAYIR