21 Kasim 2017 Salı

Kadife darbe sürecinde yeni bir dönem-1: Dikkat-Prof. Dr. Burhanettin Can

21-04-2017 09:28 Güncelleme : 21-04-2017 09:33

Kadife darbe sürecinde yeni bir dönem-1: Dikkat-Prof. Dr. Burhanettin Can

Kadife darbeler, seçim endeksli, dış destekli, gayrı memnunların ittifakına ve gerilime dayalı, seçim öncesi, esnası ve sonrasında sokak hâkimiyeti kurarak ve genellikle “yumuşak güç” (soft power) kullanarak (zaman zaman, özel amaçla sert güç kullanılmaktadır), siyasi iktidarları düşürmeyi hedefleyen yeni bir darbe türüdür.

“Göz odur ki, dağın arkasını göre, 
Akıl odur ki, başa geleceği bile.”
 
Şer İttifakı (ABD-İngiltere-İsrail/Siyonizm-AB) tarafından başlatılan Taksim (Gezi Parkı) Kadife Darbe sürecinin amacı, şiddet kullanmadan siyasi iktidarı düşürmekti. Taksim Kadife Darbe sürecinin ana stratejisi, mahalli seçimler, Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve 2015 genel seçimleri göz önüne alınarak çizilmiş ve 7 Haziran Genel Seçimleri ile birlikte AKP’nin tek başına iktidar olması engellenerek bir başarı kazanılmıştır. “Taksim Kadife Darbe Süreci”nin her bir aşaması, Millî Gazete ve Umran dergisinde değerlendirilmiştir. 
 
Başlangıçtan bugüne dek olan süreci, farklı aşama ve evreler ihtiva eden beş büyük döneme ayırabiliriz:
 
● 1. Dönem: Taksim Gezi Parkı Olaylarından-7 Haziran 2015 Genel Seçimlerine Kadar Kadife Darbe Dönemi
 
● 2. Dönem: 7- Haziran 2015’den 1 Kasım 2015 seçimlerine kadar PKK’nın Sosyolojik Savaş Amaçlı Terör Dönemi.
 
● 3. Dönem: 1 Kasım 2015 Seçimlerinden 15 Temmuz 2016 Sosyolojik Savaş Amaçlı Askeri Darbe Girişimine kadar olan Terörle Savaş Dönemi.
 
● 4. Dönem: 15 Temmuz 2016 Sosyolojik Savaş Amaçlı Askeri Darbe Girişiminden 16 Nisan 2017 Referanduma kadar Gülen şantaj ve terör örgütünün tasfiye dönemi
 
● 5. Dönem: 16 Nisan 2017 Referandumundan 2019 Cumhurbaşkanlığı seçimine kadar olacak olan yeni kadife darbe dönemi.
 
Bu yazı serisinde, Kadife darbecilerin yeni dönemdeki (5. Dönem) muhtemel amaç ve hareket tarzları üzerinde durulacaktır. Yeni dönemin daha iyi anlaşılabilmesi için Kadife darbelerin stratejisi ve mahiyeti, yeniden hatırlatılacak, geçmiş aşamalar özetlenecektir. 
 
Kadife Darbe
 
Kadife darbeler, seçim endeksli, dış destekli, gayrı memnunların ittifakına ve gerilime dayalı, seçim öncesi, esnası ve sonrasında sokak hâkimiyeti kurarak ve genellikle “yumuşak güç” (soft power) kullanarak (zaman zaman, özel amaçla sert güç kullanılmaktadır), siyasi iktidarları düşürmeyi hedefleyen yeni bir darbe türüdür. 
 
Şer İttifakı (ABD-İngiltere-İsrail/Siyonizm-AB) Kadife darbelerin ilk denendiği ve başarılı olduğu ülke Sırbistan’dır. Sırbistan, kobay olarak kullanılmış, elde edilen tecrübe, Ukrayna, Gürcistan, Kırgızistan, Belucistan ve Kıbrıs’ta kullanılarak kadife darbeler başarı ile sonlandırılmıştır (1). 
 
Kadife Darbelerin Yönetim Mekanizması
 
Dünyada bugüne kadar gerçekleştirilmiş olan kadife darbelerin ana stratejisini çizen beyin takımı, Soros Merkezli Siyonist-Mason bir kadrodur (Dış Beyin-Birinci Halka). Bu, hedef ülkelerin dışında bir merkezdir. Hedef ülkelerde, ana stratejiye uygun bir şekilde kadife darbelerin yönetilebilmesi için o ülke içerisinde var olan, o ülkenin vatandaşı konumundaki Mason-Sabetayist-Siyonist-İşbirlikçilerden oluşan 2. derecede bir beyin takımı (iç beyin- ikinci halka) daha vardır. Bu iki merkez, mevcut siyasi iktidara, sisteme/devlete karşı olan “gayrı memnun örgütleri”, bir “çatı kuruluş” etrafında (“Taşeron Yapı”) birleştirerek (yönetimin üçüncü halkası), ana stratejiyi ve ana stratejinin öngördüğü tüm taktikleri, bunlar aracılığıyla hayata geçirmeye çalışmaktadır (Şekil-1). Taşeron yapıda yer alan kadroların/yöneticilerin tümü, bu işbirliğinden haberdar olmayabilir; ya da ortak düşmana/rakibe karşı çıkar birliği olarak meseleye bakabilir. Taşeron yapı, ülkedeki tüm gayrı memnunları ya da önemli bir kısmını kuşatacak tarzda, öngörülen strateji ve taktikleri devreye sokmakta ve ona göre davranmaktadır.
 
Kullanılan Yöntem
 
Kadife Darbelerin teorik alt yapısı, Avusturyalı düşünür Karl Popper’in ‘Açık Toplum ve Düşmanları’ adlı kitabındaki düşüncelerine dayanmaktadır. Kadife darbelerde uygulanan yöntemin temel felsefesi ise, siyaset bilimci Gene Sharp’a aittir. ‘Şiddet İçermeyen Hareketin Politikası’ (‘The Politics of Nonviolent Action’) ve ‘Diktatörlükten Demokrasiye’ (‘From Dictatorship to Democracy’) adlı kitaplarında uygulanan yöntem anlatılmaktadır. Gene Sharp’ın Şiddet içermeyen sivil itaatsızlık teorisi; diktatörlüklerin, şiddete başvurmadan ve askeri darbe yapmadan, sokak eylemleri ile devrilmesine ilişkin bir teoridir (1) 
 
Bu mücadele metodunun nirengi noktası, diktatörün varlığı ve diktatöre karşı verilecek mücadelenin şiddet içermemesidir. Mücadelenin etkin olabilmesi için kamuoyunun (halk), iş başındaki liderin diktatör ve yönetimin diktatörlük olduğuna inanması veya inandırılması gerekmektedir. İnsanlar, genel olarak diktatörlerden ve diktatörlüklerden nefret ederler; fakat bu duygularını çevre ile paylaşmaktan korkarlar. Bu psikolojiden dolayı halk, diktatörlüklerin yıkılmasının ancak yabancı güçlerin yardım ve destekleri ile mümkün olabileceğine inanır. Gene Sarp, ‘sivil itaatsizlik ve uluslararası baskının’ diktatörlüklerin ‘aşil topuğu’ olduğunu ileri sürmekte ve bu amaçla 189 farklı eylem metodu önermektedir (1). Sharp’a göre bütün mesele, diktatörün inşa ettiği korkuyu yıkmak ve halka güven verebilmektir. Bunun için mutlaka sivil itaatsizlik inşa edilip yaygınlaştırılmalıdır. Şiddet içermeyen mücadelenin dayanak kitlesi, mevcut siyasi iktidara karşı olan tüm gayrı memnunların koalisyonudur.
 
Sivil itaatsizlik yaygınlaştırılarak diktatörün sivil ve askeri bürokrasi içerisindeki müttefikleri koparılabilir. O nedenle “diktatörün Aşil Topuğu” tespit edilip, tüm silahlar o noktaya yöneltilerek kesintisiz bir saldırı düzenlenmelidir. Bunun kadar önemli diğer bir konu da, diktatörün dayandığı güç kaynaklarını dağıtacak bir stratejik saldırının ve stratejik planlamanın yapılmış olmasıdır (2,3). Kadife darbe stratejisi, hedef ülkede sürece etki edebilecek, iç ve dış dinamiklerin ayrıntılı analizi üzerine oturtulmaktadır.
 
Gene Sarp’ın uygulamayı önerdiği yöntem şöyle özetlenebilir (1):
 
1. Örgüt: Öncelikle tek kelimelik vurucu bir örgüt ismi ile gençler ve öğrenciler arasında örgütlenme. 
 
2. Slogan: Basit ve etkileyici bir slogan oluşturma ve yayma.
 
3. Medya: Ulusal ve uluslararası medya desteği. 
 
4. Finansman: Uluslararası vakıf ve sivil toplum örgütlerinin parasal desteği.
 
5. Seçimlere Hazırlık: Seçimler halkın sokağa dökülmesi için en uygun dönemlerdir. Bunu için alt yapı çalışması yapmak: 
 
- Seçimlerden altı ay kadar önce seçimlere hile karıştırılacağı şüphelerini yayarak seçimlere gölge düşürmek. 
 
- Seçim sonuçları ne olursa olsun seçimlerin adil yapılmadığı ve seçimlere hile karıştırıldığı iddiasını gündeme getirmek.
 
- Seçimlere gözlemci olarak gelen batılı uluslararası teşkilat temsilcilerinin, bu iddiayı destekleyerek sorunun uluslararası arenaya taşınmasını sağlamak.
 
6. Gerilimi Artırmak:
 
- Ekonomik manipülasyon yaparak bunalımı körüklemek.
 
- Etnik ve mezhepsel farklılıkları kaşımak.
 
 7. Gayri Memnunları Toparlamak:
 
- Kitlelerin takip edebileceği tanınan insanları lider olarak öne çıkarma. Eski yönetimden dışlanmış popüler isimler uygun olabilir. 
 
- Yönetime karşı olan tüm gayri memnunları bir çatı altında toplama. 
 
8. Asker ve güvenlik güçlerini kazanmak ya da tarafsızlaştırmak: Yönetimin yanında yer almamasını, en azından olaylara müdahale etmemesini, tarafsız kalmasını ve fakat muhalefeti de açık bir şekilde destekleyerek askeri darbe görüntüsü de verilmemesini sağlamak. Böylelikle kitlelerin
daha cesur davranması sağlanır, katılım artar (2). 
 
9. Sokak Hâkimiyeti: Taraftarları sürekli olarak sokakta tutarak yönetimin otoritesini ve iradesini kırmak. Bu gelişme, yönetimi yalnızlığa iter, kendisine bağlı güçlerin iradesini çözer ve muhalefetin halk desteğini hızla artırır.
 
10. Sonuç: Yönetimin (diktatörün) şiddet uygulanmadan kansız bir şekilde yıkılışı. 
 
Kadife Darbelerde başlangıçtaki görünür amaç, ülkedeki mevcut “diktatörü (!) yıkmak”, “demokrasiyi getirmek” iken, sonraları bu amaca, hedef ülkelerin bölünmesi eklenmiştir. 
 
SONUÇ: Türkiye Yeni Bir Kadife Darbe Dönemine Sokulmuştur
5. dönemi, yeni bir kadife darbe süreci olarak isimlendirmiş olmamızın nedeni, kadife darbelerde uygulanan yukarıda özetlediğimiz metot ve stratejilerle büyük uyum göstermiş olmasından dolayıdır:
1- Referandum sonuçları birbirine çok yakın (%51,4 Evet; %48,6 Hayır oyu) çıkmıştır. Bir anayasa değişikliğinde toplum nerede ise yarıya bölünmüştür. Anayasa değişikliklerinde kamuoyunun arzusu, evet oyunun %60 ve yukarısı olması istikametindedir. O nedenle sonuçlar, yasaldır fakat kamuoyunun vicdanını rahatlatmamaktadır. Tüm kadife darbelerde darbe süreci, seçim sonuçlarının birbirine çok yakın olması üzerine başlatılmıştır.
 
2- 16 Nisan 2017 referandum sürecinde Hayır kampanyası için sahaya fiilen çıkmış olan Kılıçdaroğlu, Muharrem İnce, Meral Akşener gibi liderler, oy hırsızlığı yapılacak imajı oluşturacak tarzda ısrarla sandıklara sahip çıkılmasını istemişlerdir.
 
3- Sandık başkanlığı yapmış olanların beyanlarına göre seçim günü saat 08.00 civarında HDP ve CHP’lı avukatlar, sandıklara gelip “mühürsüz zarf ve oy olup olmadığını” sorarak bir bilgi havuzu oluşturmuşlardır.
 
4- Seçim gecesi sandıkların sayımları tamamlanmadan CHP sözcüsü, CHP genel merkezinde, YSK’nın, mühürsüz oy pusulaları kararını eleştirerek “2,5 milyon oyun şaibeli olduğu”, “gizli sayım yapıldığı”, “ıslak imzalarda sorunlar olduğunu” ilan etmiştir.
 
5- Kadife Darbenin Merkez Beyni olan Soros’un seçim sonrasında Türkiye’ye gelmiş olmasının özel bir amacı ve mesajı vardır.
 
6- Referandum sonuçları tam açıklanmadan Kadife Darbeci ekibin yayın organı gibi davranan Fox TV tarafından referandum sonuçlarının şaibeli olduğuna ilişkin bir kampanya başlatılmış ve farklı siyasiler üzerinden bu mesaj tekrarlanmıştır.
 
7- Medyada yer alan fotoğraflar referans alındığında BBC ve CNN, Taksim Gezi parkı olaylarında olduğu gibi Taksim Meydanında yayın yapmak üzere karargâh kurduğu görülmektedir.
 
8- Seçim sonuçları ile ilgili CHP’nin açmış olduğu “seçim sonuçları şaibelidir” kampanyasına anında Batı’ medyasından destek gelmiştir. AB basınında bu yönde yayınlar yapılmıştır. 
 
9- AB liderleri, “seçim sonuçlarının şaibeli” olduğu imajını oluşturacak tarzda açıklamalar yapmıştır. 
 
10- AGİT’ın seçim süreci ile ilgili hazırladığı ön raporda, seçimde şaibe olduğuna ilişkin olumsuz ifadeler yer almış ve ön raporun açıklanması dünya kamuoyu yönlendirilmiştir.
 
11- 850 bin civarında oyun iptal edilmiş olması, seçim süreci ile ilgili insanların kafasında şüphe oluşmasına sebebiyet vermiştir.
 
12- YSK’nin çok yüksek gerilimli bir ortamda referandum yapıldığını göz önüne almadan ve mühürsüz oy oranı ortaya çıkmadan, oy kullanma sürecinde, “mühürsüz oy pusulaları ve zarfların geçerli olduğuna” karar vermesinin ne tür sıkıntılar ortaya çıkarabileceğini göz önüne almaması ve
fakat “mühürleme işlemi yapmayan sandık başkanı ve üyelerinin hakkında suç duyurusunda bulunulması gerektiğini” belirtmiş olması, şaibe propagandası yapanların eline koz vermiştir.
 
13- Hem CHP, hem de bireyler referandumun iptal edilmesi için YSK’ya başvurmuşlardır. YSK, referandumun iptalini reddetmiştir. Bundan sonra iç hukukun gerektirdiği tüm mercilere baş vurulacak; istenen sonuç alınamadığı taktirde AİHM’e başvurulacaktır. AGİT raporunu göz önüne
aldığımızda AİHM, referandum sonuçlarının şaibeli olduğu gerekçesiyle referandumun iptal edilmesine karar verebilir. Bu Türkiye’de çok büyük bir tartışmanın başlatılmasına ve gerilime sebebiyet verebilecektir.
 
14- CHP, “referandumu şaibeli görüp, tanımadığını ve gerekirse Meclisten çekilebileceklerini” ilan etmiştir. CHP bu çıkışı ile Kadife Darbe sürecini yürütecek Çatı Kuruluş haline gelmiştir. Kadife darbelerin teori ve pratiğini daha ayrıntılı incelediğimizde, daha başka benzerlikler de ortaya
çıkabilecektir. Bu nedenle bu yeni süreci, yeni bir kadife darbe süreci olarak değerlendiriyoruz.AİHM’in vereceği karar, referandumu şaibeli hale sokarsa, Türkiye’deki gerilim artacak, siyasi iktidara karşı olan gayrı memnunların sokağa çıkmaları çok daha fazla kolaylaşacaktır. Uluslararası baskı yoğunlaşabilecektir. Kadife Darbeci beyin takımının da istediği budur.
 
5. dönemin ilk aşamasında Kadife darbecilerin amacı, gayrı memnun kitlelerde kin ve nefreti artırarak iki yıl boyunca tüm eylemlere destek vermelerini sağlamaktır. Nihai hedefleri ise 2019 Cumhurbaşkanlığı seçiminde Tayyip Erdoğan’ı Cumhurbaşkanı seçtirmemektir.
 

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

ANKET - ARAŞTIRMA