17 Agustos 2017 Perşembe

Yalnızlık alışveriş bağımlılığını tetikliyor-Fatma Tuncer

20-04-2017 08:49 Güncelleme : 20-04-2017 08:49

Yalnızlık alışveriş bağımlılığını tetikliyor-Fatma Tuncer

Alışveriş bağımlılığı, kişinin ihtiyacı olmadığı halde dürtüsel bir şekilde alışveriş yapmasıyla karakterize edilen bir bozukluktur. Toplumda görülme oranı yüzde 2 ila 8’dir. Bağımlılığa yakın düzeyde alışveriş sorunu yaşayan insan sayısı çok daha fazladır. Erkekler daha ziyade cep telefonunu, elektronik eşyaları, otomobil parçalarını tercih ederken, kadınlar takı, giysi, parfüm ve ev eşyalarına meylederler.

Alışveriş bağımlılığı olan bireyler alışveriş merkezlerine veya benzer yerlere gittiklerinde kendilerini para harcamaya ve alışverişe zorlayan bir dürtüden bahsederler. Bu dürtünün etkisiyle kişi büyük sıkıntı ve bunaltı yaşar ve bu sorun o eşyayı alana kadar devam eder. Kişi istediği eşyayı aldıktan sonra geçici bir rahatlama yaşar. Fakat az sonra büyük bir pişmanlık duyar ve kendini suçlamaya başlar. Bu durum sürekli tekerrür eder ve kişi içine düştüğü bu kısır döngüden bir türlü kurtulamaz.
 
Alışveriş bağımlılığı olan kişilerde, beynin dürtü kontrolünden sorumlu olan, ön bölgesinin işleyişinde bir bozukluk söz konusu olmaktadır. Bu bozukluk ya stresten kaynaklanan kimyasal bir bozulmaya ya da yaşanmış olan travmaların sebep olduğu elektrokimyasal blokaja bağlanmaktadır.
Yaşadığımız çağda insanların çoğu yalnızlıktan ve anlaşılamamaktan şikayet ediyorlar. Çünkü yaşam şartlarının değişmesi ile birlikte kişilerarası ilişkilerde büyük bir aşınma ortaya çıktı. İnsanın kendi türüyle kurduğu iletişimin neticesinde gelişen, sevgi, paylaşım, diğerkamlık, şefkat gibi duygular zayıflamaya başladı. Öteki ile bağ kuramayan ve kendini yalnız hisseden kişiler alış veriş yaparak bu boşluğu doldurmaya çalıştılar. Fakat ne yapılan alışverişler ne de harcanan paralar, insanın kendi türüyle kuracağı iletişimin verdiği doyumu veremez. Aksine kişiyi derin bir dehlize ve karanlık bir çıkmaza sürükler. 
 
Alışveriş bağımlılığının arka planında çocukluk döneminde yaşanan travmalar, değersizlik, güçsüzlük, yetersizlik, engellenmişlik duygusu olabilir. Böyle durumlarda kişi ruhsal dünyasında ortaya çıkan boşluğu alış verip yaparak ya da başka bir yöne kanalize olarak doldurmaya çalışır. Fakat bunların hiç biri sorunu ortadan kaldıramadığı gibi, daha da kronikleşmesine sebebiyet verir. Bu nedenle sorunun ne olduğunu tespit edip, iç dünyamızda yeni bir yapılanmaya gitmek zorundayız.
 
Alışveriş bağımlılığı sadece yaşadığımız sorunu kronik hale getirmez aynı zamanda israf ve aşırılığa da neden olur. Bu nedenle iç görümüzü geliştirip, eksikliğini hissettiğimiz şeyi kendi imkânlarımızla tedarik etmek zorundayız. Aksi takdirde yaşadığımız sorunu ortadan kaldırma imkanımız olmayacaktır.

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

ANKET - ARAŞTIRMA