27 Temmuz 2017 Perşembe

İbrahim Kahveci: Bu işte bir terslik var

12-04-2017 07:27 Güncelleme : 12-04-2017 07:27

İbrahim Kahveci: Bu işte bir terslik var

Şimdi anlamadığım noktayı söylesem: 3. köprü ila 2. köprü arasında (otoban dahil) çok yüksek fiyat farkı var. Trafikte beklemeyip 3. köprüyü tercih edecek çok araç var. Ayrıca trafik sıkışıklığında dur-kalk yerine hızla gitmek isteyecekler de olacak. İyi ama gece 24,00 ila sabah 6,00 arası 2. köprü adeta bomboş. Neden bu boş saatlerde de büyük araçlar 3. köprüden yüksek fiyat ödeyerek geçmeye mecbur ediliyor?

Son günlerde yaşanan olayları kavramakta ciddi sıkıntı çekiyorum. Mesela “hayır” oyu verecekler terör örgütleri ile aynı kefede mi; yoksa onlarda bizim vatandaşlar mı?
 
Anlamadım ki?
 
Neyse benim iş alanım ekonomi. Gerçi burada da anlamadığım çok olay var.
 
Bir örnek: Allah razı olsun ki Ulaştırma Bakanımız köprü geçişlerinde benim yazdığım gibi çift gişe olmayacağını açıkladı. Sevinçle karşılayacağımı yazmıştım zaten. Aynı açıklamada başka konular da var. 
 
Büyük araçlar neden Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ne yönlendiriliyor? Sayın Bakan o konuda da açıklamada bulundu:
 
-Büyük araçlar şehir içine girmeden yollarına devam edebilsin istendi. Gün içinde Fatih Sultan M. Köprüsü bazı saatler büyük araçlara kapalıydı. Araçlar şehir içinde bekleyerek trafiğe neden oluyorlardı. Bu nedenle büyük araçlar 3. köprüye mecbur edildi.
 
Şimdi anlamadığım noktayı söylesem: 3. köprü ila 2. köprü arasında (otoban dahil) çok yüksek fiyat farkı var. Trafikte beklemeyip 3. köprüyü tercih edecek çok araç var. Ayrıca trafik sıkışıklığında dur-kalk yerine hızla gitmek isteyecekler de olacak. İyi ama gece 24,00 ila sabah 6,00 arası 2. köprü adeta bomboş. Neden bu boş saatlerde de büyük araçlar 3. köprüden yüksek fiyat ödeyerek geçmeye mecbur ediliyor?
 
Bana göre ‘3. köprüye verilen Hazine garantisi nedeniyle’ büyük araçlar mecburen oraya yönlendiriliyor. Yoksa gerisi inandırıcı gelmiyor...
 
İşte o yüzden sözlerle-eylemlerin çok farklı olduğunu anlayamıyorum. Köprüler ve hazine garantileri; hastaneler ve hazine garantileri; havalimanları ve hazine garantileri; nükleer santraller ve hazine garantileri.... Yani Hazine garantili verimli ve verimsiz yatırımları bir türlü anlayamıyorum. Çocuklarımızın geleceğini düşünmek istiyorum.
 
Kamusal yatırımların hazine garantileri ile yüksek fiyattan yapılması yerine, doğrudan ödediğimiz vergilerden yapılmasını ısrarla önermeye devam edeceğim.
 
Paraya “evet” diyorlar
 
Hollanda ile yaşadığımız gerilim döneminde ve doların yükseliş döneminde (Merkez  faiz artırana kadar) şu cümleyi çok duyuyorduk:
 
Dış mihraklar...
 
Yabancı düşmanlar..
 
Şimdi size Merkez Bankasından bir kaç bilgi aktarmak istiyorum:
 
-2003-2016 yıllarında yabancılar ülkemizde tam 138 milyar 846 milyon dolarlık doğrudan yatırımlarda bulunmuşlar.
 
-Bu yatırımın tam 111 milyar 427 milyon doları Avrupa ülkelerinden gelmiş (%80,3). Ülkelere bakınca 21,9 milyar dolarla Hollanda, 9,8 milyar dolarla Avusturya, 9,5 milyar dolarla İngiltere, 9,0 milyar dolarla Lüksemburg, 8,8 milyar dolarla Almanya sıralanıyor.
 
-Diğer ülkelere bakınca ise 11,2 milyar dolarla ABD listeye girebiliyor. Mesela Körfez ülkelerinden gelen toplam yatırım bile 9,7 milyar dolarla tek başına ABD’nin gerisinde kalıyor.
 
***
 
Yine MB’sının verilerine göre, 2016 yılında “milletlere göre çıkan turist sayısı” 25 milyon 265 bin kişidir.  Avrupa toplamı ise 13 milyon 260 bin kişi ile %52,5 paya sahiptir. Avrupalı turist oranımız 2003 yılında %71,0 paya sahipti (9,7 milyon kişi).
 
Merkez Bankası verilerine göre Şubat ayında 2 milyar 527 milyon dolar cari açık verdik. Oysa yabancılardan aynı dönemde 3 milyar 103 milyon dolar para gelerek döviz açığımız kapatılmış. Hatta, yabancılardan fazla para geldiği için, rezervlerde 576 milyon dolar artış olmuş.
 
Siyasi söylemler ile resmi ekonomik veriler uyuşmuyor.
 
Dış mihraklar.... Yabancı düşmanlar..... Hayır çıksın istiyorlar.... Ekonomik kriz çıksın istiyorlar.... 
 
İyi de bu kadar parayı, bu kadar turisti, bu kadar borcu, bu kadar doğrudan yatırımı hala kim yapıyor? Ben anlamıyorum...
 
Parasal akışa bakıldığında yabancıların ülkemizde tercihlerinin siyasal söylemlerin tam tersi olduğu anlaşılıyor. Acaba hangisi doğru?
 
***
 
Doları dış mihraklar mı yükseltiyor?
 
Döviz Tevdiat Hesapları (DTH) bakıyoruz. (Yabancı Para (YP) mevduatları ile küçük fark var)
 
15 Temmuz 2016: 191 milyar 118 milyon dolar...
 
Doları sat-Lirayı al kampanyasının başladığı Kasım ayına kadar DTH tutarı 173 milyar dolara kadar azalıyor. Yani Türk Halkı daha kimse “dolar sat” demeden 18 milyar dolar satıyor.
 
Kampanya esnasında sadece bir iki haftada 1-2 milyar dolar satılıyor ama hemen sonra geri alınıyor.
 
Ve Ocak 2017’de Türkiye yeni bir yönetim sistemini gündeme alıyor. 173 milyar 455 milyon dolar olan Döviz Tevdiat Hesapları 24 Mart itibari ile 188 milyar 810 milyon dolara yükseliyor.  Türk Halkı referandum sürecinin gündeme gelmesi ile 15 milyar 355 milyon dolar alıyor.
 
Oysa aynı dönemde yabancılardan sermaye akışı yaşanıyor.
 
Kısaca veriler ekonomide güvenlik sorununu yabancıların değil, bizzat yerlilerin yaşadığını gösteriyor. Bu işte bir terslik var.
 
Galiba sorun dış mihraklarda değil... İç mihraklarda.

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

ANKET - ARAŞTIRMA