21 Ocak 2017 Cumartesi

Ölümle aranız nasıl? - Hüseyin Akın

12-01-2017 08:41 Güncelleme : 12-01-2017 08:41

Ölümle aranız nasıl? - Hüseyin Akın

Ölüm bir haber olup gelip insanı bulunca hayatın temposu düşer, insan kelime dağarcığının aslında ne kadar az olduğunu fark etmiş olur. İsteriz ki ölüm haber olmasın da uzak bir yerde hep bir realite olarak kalsın.

Ölüme verdiğimiz tepki ölen insanın yaşamla kurduğu ilişkiye göre değişir.
Hayatın içerisinde çok fazla görünür olan kişilerin ölümü nasıl ölürse ölsün bir kaza ya da bir afet gibi algılanmaya müsaittir. 
‘Dünyaya ne güzel yakışıyordu şimdi ölmesini gerektirecek ne vardı?’ gibi cüretkâr bir soruyu sordurur adama. 
Bazı insanlar ise bu dünyaya ait değilmiş gibi yaşarlar aramızda. 
Çoğu zaman biz onların aramızda olduğunu bile fark etmeyiz. 
Kendilerini öne çıkarmak için hiçbir atraksiyonda bulunmazlar. 
Sadece varlıklarını değil, yokluklarını da anlayamazsınız bu kişilerin. 
Yokken bile hemen yanımızda şuradaymışlar gibi bir duygu oluştururlar. 
Ta ki ölüm haberlerini alıncaya dek.
 
Sanki ölümün kendisi getirmiştir ölen kişinin haberini, öylesine aracısız ve öylesine sade. Böyle kaç kişi tanıyorsunuz bilmiyorum. 
Ben kalmışlarımızın içinden de ölmüşlerimizin arasından da bir elin beş parmağı kadar insan tanıyorum böyle. 
En az oturup konuştuğum, ama en fazla hafızamda kalan kişilerdi onlar. 
İyi insanların iyi atlara binip gittikleri söylenir hep. 
Ben bu insanların giderken bile nasiplerine iyi atların düştüğünü sanmıyorum. 
Yaya yaşadıkları bu dünyadan süvari ayrıldıklarına ihtimal vermiyorum. 
Aynı şekilde yürüye yürüye gittiklerini söylerseniz inanırım. 
Çünkü onlar giderken bile son nefeste Hakka yürürler.  
 
Geçtiğimiz günlerde Rabbine kavuşan Cahit Çollak ağabey işte böyle bir insandı. 
Onunla en fazla üç beş kere karşılaşmış ve çok küçük zaman dilimlerini paylaşmışımdır. Bundan yaklaşık on yıl evvel TYB Bursa şubesine bir program için davet edildiğimde arkadaşlar beni onun mütevazı kitapçı dükkânına götürdüler.
Samimiyetin, içtenliğin ve kardeşliğin en harbi ve hasbisini görmüştüm onda. 
Böyle insanlar insanın aklından hiç çıkmıyor nedense.
Ayrıca bu güzel insanlar hakkında tek bir kelime olumsuz konuşanı görmedim şu ana kadar. Bu çok moral verici ümit aşılayıcı bir durum. 
 
Demek ki böyle karmaşık zamanlarda da herkesin gönlünde taht kurabilecek insan olmak hiç de imkansız değilmiş.
Kali (konuşması) ile hâli (duruşu-durumu) birbirini tamamlayanları ne kadar çok özlemişiz meğer.
Kısa konuşan, dolu yaşayan, seyrek gülen, gizli ağlayan, gizli paylaşan, mülkiyet kirine bulaşmamış insanların neden bu dünyada uzun yaşamadıklarını sorgulayacak değilim. 
Aklıma geleni söyleyecek olursam, dünya Allah’ın bu derviş gönüllü kullarına göre bir yer değil de ondandır herhalde. 
Çok görünenlerin, çok bağıranların, çok hoplayıp zıplayanların, dağlar bayırlar aşanların çok ve iyi yaşadıkları sanılır. 
Ölüm haberleri gelip bizi bulunca biz onları yerlerinde bulamadığımızda birden sessizleşiverir dünya.
Çünkü bu dünyaya kayan ağırlıkları daha fazladır. 
Hemen seyyielerini unutur hasenelerini dillendirmeye başlarız.
Onlar yaşarken hiç aklımıza gelmeyen güzel amelleri birden hafızamızdan dilimize sökün eder. 
 
Ölüm haberleri hayatı yavaşlatır. 
O bir anlık duraksama hali iyi değerlendirilirse insanın muhtaç olduğu hayat bilgisini fazlasıyla verebilecek güçtedir. 
Cahit Çollak ağabey dünyada iken bize hem hayat hem de ölüm bilgisini telaşsız, tantanasız, gerçek bir Müslüman kimliği ile göstermeyi başarmıştır. 
Acaba biz geride kalanlar bu bilgiyi malumata çevirmeden hayatımıza katmayı başarabildik mi? 
Bunu da ölüm gösterecek. Cahit ağabey’e bir kez daha rahmet, ailesine ve sevenlerine baş sağlığı diliyorum. 
 
MİLLİ GAZETE

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

ANKET - ARAŞTIRMA

Türkiye 'Avrupa Birliği' ile ilişkilerini sürdürmeli mi?

Evet
Hayır
Kararsızım