27 Mayis 2017 Cumartesi

Batı’da yükselen faşizm

12-11-2016 09:12 Güncelleme : 12-11-2016 09:26

Batı’da yükselen faşizm

'Batılı güçten öylesine hoşlanmakta ki, milyonlarca kişiyi katletmiş Hitler ya da Mussolini gibi diktatörler, kadınlar başta olmak üzere milyonlarca hayran oluşturabilmişlerdi.'

Batılı seçmen gittikçe faşizme kaymakta. Politikacılar da bunu fark ettikleri için sağ söylemleri bolca kullanmaktalar, adeta demokratlığa modası geçmiş gözüyle bakmaktalar.
 
Avrupa ve Amerika’da politikacılar bol bol göçmenlere, Müslümanlara yüklenerek oy toplayıp iktidara gelmekteler, pek çok Batı ülkesi tercihini sağ politikacılardan yana kullanmakta.
 
Trump’a baktığımızda, bir siyasi analist şöyle demişti, “Amerikan halkı gizli gizli Trump’ a oy vermekte”, içindeki faşist düşünceleri açık etmeden belki de dışarıda demokrat görünen pek çok insan da sağ Trump’a oy verdi, tıpkı bizim entellerin gizli gizli Tatlıses dinledikleri gibi.
Belki şarkta o kadar olmasa da, Batı’da değişmeyen olgu, insanlar gücü sevmekteler.
 
Hillary, nerdeyse ipi göğüslemiş gibiydi, Amerikan vitrinine zenciden sonra ilk kez bir kadının yerleşmesi için hayli çalışmalar yapıldı.
Fakat sanılanın aksine Batı, kadın adaylara fazlasıyla mesafeli idi, çok da hoşlanmamakta idi.
 
H. Clinton’ın bir gün fenalık geçirmesi, başının ağrıması, arabasına zor gitmesi zaten kendisine dudak bükenleri iyice haklı çıkardı, zayıf bir başkana Batı’nın tahammülü yoktu.
 
Şarkın halkı, sanıldığının aksine kadın adayları dışlamamakta; Pakistan, Hindistan, Bangladeş gibi şarkın da şarkı memleketlerden kadın başbakanlar çıktı, Benazir Butto’lu, İndira Gandi’li, Hasina’li kadroya Türkiye’den de Tansu Çiller dâhil oldu.
 
Batılılar güce şarktan daha fazla meftun oldukları için kadın adaylara sıcak bakmamakta bu yüzden Amerikan halkı da bir kadını fazla tutmadı. Elbet diyeceksiniz, İngilizlerin Margaret Teacher’ini ama o da erkek gibi güçlü bir kadındı ve adı  “demir leydi” idi. Merkel’i mırıldanabilirsiniz o da erkek gibi politikacı. Şarkın kedi uysallığı, merhamet refleksi, zayıf güçsüz de olsa bir kadını başına getirmekte, Peyami Safa’nın deyişi ile Batı’nın kediye karşı köpeği tutuşundaki psikolojisinde bile hep o güç daima ön planda olmuştur.
 
Batılı güçten öylesine hoşlanmakta ki, milyonlarca kişiyi katletmiş Hitler ya da Mussolini gibi diktatörler, kadınlar başta olmak üzere milyonlarca hayran oluşturabilmişlerdi.
 
Batı güçten hoşlanmakta zira Trump çok zengin biri, bir başarı hikâyesi olarak onu hayranlıkla izlemekte, yüz katlı towersları ile halkın başını döndürmekte. Bu zengin adam ülkeyi ve halkı da zengin edebilir hem söylemlerinde tıpkı Ronald Reagan gibi “yeniden büyük Amerika” ideasını dile getirmişti, ne işimiz var bizim uzak diyarlardaki savaşlarda, kaynaklarımızı halkımız için harcayalım, demişti.
 
Elbet, bunları söylese de seçimden sonra halkına seslenişinde, farklı konuşuyor, artık alacağını almıştır, faşist söylemler işe yaramıştır, kenara bırakma zamanı gelmiştir, hep beraber ülkeyi yöneteceğiz mesajını iletiyor.
 
Tabii, Şarkta olmayan sonuca tevekkül, onlarda had safhada.
 
Seçim sonrası buluşmalarında, farklı görüşlerden olsalar da Obama, Trump’a hitaben, “Artık, başarılı olman için elimizden geleni yapacağız. Çünkü sen başarılı olursan, ülke de başarılı olur” demekte.
 
Trump da başkan ile bir araya gelmekten büyük onur duyduğunu ve bundan sonra yapacakları diğer görüşmeleri sabırsızlıkla beklediğini belirtti ve ‘çok iyi bir adam’ olarak nitelediği Obama’nın tecrübelerinden yararlanacağını dile getirdi.
 
Bu kadar.
 
Faşist söylemler işe yarayıp koltuk kapıldı.
 
Amerikalılar yeni bir masala inanmanın perdeye yansımasını izleyecek artık.
 
Mine Alpay Gün / Milli Gazete

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

ANKET - ARAŞTIRMA